Majikal Eğitim | Pozitif Enerji Eğitimi
Kuantum/Maji Eğitimi | Astroloji Eğitimi
ve DANIŞMANLIK
SİTEYE ÜYE OLUN
Güncellemeleri hemen haber alın,
üyelere özel sayfalara girin.
ÜYE GİRİŞİ

BU SAYFAYI PAYLAŞIN! >>
BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN >>

Pozitif Enerji Eğitimi Alın | Eğitimin Programını İnceleyin

JANUS'A SORUNUZU İLETİN!

ASTROLOJİ

SORULAR ANA SAYFA | Maji | Astroloji | Fal / Tarot | Kuantum | Ezoterizm | Müslümanlık | Pozitif/Negatif Enerji | Reenkarnasyon/Ölüm Ötesi
İlişkiler | Özel İlişkiler | İş Hayatı | Janus

SORULAR

23 Mayıs 2018
Ay düğümleri, felsefe ve kitap okumak
Ay düğümü bilgileri sözlerinizle çelişiyor olabilir mi? >>

23 Nisan 2018
Akrep Kümesi
Günes,venüs,merkür,jüpiter, plüto ve kuzey ay dügümüm akrep burcunda >>

20 Nisan 2018
Akrep burcu ay dügümü, 8. ev ve cinsellik
ay dügümünün burcu gitmemiz gereken yöndü ve akrep burcu da seksle ilgilidir. Dolayisiyla bu dügüme sahip birisi >>

5 Nisan 2018
Astroloji gerçek mi, bilimle ilgisi var mı?
Kisisel yildiz haritasi çikarma egitimini veriyorsunuz ama siz baskasinin haritasina bakiyor musunuz acaba?

14 Mart 2018
Ay dügümlerinde uyum
Ay dügümleri bölümü sadece olumlu yönde degisimlere yardimci olmak için mi? Yoksa >>

26 Şubat 2018
Ay Dügümleri - Anaerkil Düsünce
Astroloji ile anaerkil düsünce birbirinden baska noktalarda da ayrilir mi ? >>

8 Şubat 2018
Astroloji, kuantum ve gizem
astrolojik haritaya neden inanmıyorsunuz?

29 Ocak 2018
Ay düğümleri
dogum haritama baktigim zaman ay dügümü aslanda olan biri olarak çok korkuyorum ileride mutsuz olmaktan. >>

14 Aralık 2017
Astrolojiye ilgisizsiniz
sizin burçlar konusunda pek ilgilenmediginizi görüyorum. nedenini ögrenebilir miyim? burçlar konusunda yaziyor olsaydiniz sanirim su anki takipçi sayinizi ikiye katlardiniz. televizyonlarda sizi görebilirdik bence :) tesekkürler, kolay gelsin :)>>



YANITLAR

23 Mayıs 2018
Ay düğümleri, felsefe ve kitap okumak
Yakınlarda yayınlanan bir cevabınızda kitap okuyarak rahatladığını söyleyen öğrencilerime dışarı çıkmaları hususunda yönlendirmelerde bulunduğunuzu söylediğinizi okumuştum. En son bugünkü vicdan ve ay düğümü ile ilgili sorunun cevabında ise üstlenilmesi gereken kimliğin ay düğümlerinde söylenen kimlik olduğunu söylemişsiniz. Sorum şu: benim ay düğümümde (yay) daha fazla sorgulamaya, neden, niçin buradayım tarzı sorulara cevap aranması gerektiği felsefe ve dine ilgi duyuluyosa bunun desteklenmesi gerektiği yazmakta ki felsefeyle severek ilgilenen biriyim, buradaki dengeyi ya da ilerlemenin doğru şekilde olduğunu nasıl anlayabiliriz?

YANIT
Nodelar asla “eve kapanın ve daima kitap okuyun, bu en büyük mutluluktur, en rahatlatıcı şeydir” benzeri bir yönlendirme yapmazlar ve benim eleştirdiğim şekilde kitap okuyan herkes, hangi node’dan olunursa olunsun hatalıdır; çünkü tavrın temelinde bir kaçış olarak eve kapanıp beyinlerini işletmek vardır.

[Bu görünümün gerçek anlamı ise akıl/içgüdü dengesizliğidir. Söz konusu kişilerin bulvar gazetelerinin futbol sayfasından başka şey okumayıp, evde oturamayan, kahvede, barda gezen (ya da magazin sayfası okuyup, altın gününde, AVM'de gezen) kişilik tipinden farkı yoktur. Her iki model de aynı enerjinin (NEnin) etkisindedir.]

Bu yüzden psikolojinin cesaretlendirmesi ile “depresyondayım” diyen ve evlere kapanan kişiler bu sözleri ile davet ettikleri enerjiler yüzünden başlarına büyük dert açmaktadırlar.

İkincil olarak felsefeye ilgi duymak demek eve kapanıp kitap okumak demek değildir. (Felsefe, ataerkil sistemde bu şekilde anlaşıldığı için tehlikeli bir şekle dönüşmüştür.) Atinalı İlk Çağ filozofları arasında gezginler boldur. Cevat Şakir’in (Halikarnas balıkçısı) defalarca altını çizdiği gibi İyon filozoflar (ki, Atinalılardan farklı, Ege filozoflarıdır), kendilerine asla “Filozof” değil, “Fusiolog” derler. Kendisi bu sözcüğü “doğayı seven ve doğallığı anlamaya çalışan” şeklinde yorumlamaktadır. Ezop bir köledir, kütüphaneci değil. Bir romanda okuduğum -ve beni çok etkileyen- roman kahramanı aslında felsefe hocası iken (adam aynı zamanda bir filozoftur) uşaklığa başlar ve söz konusu davranışını “uşaklığın felsefeye çok uygun bir ortam yarattığı” önermesi ile savunur.

Kumar - Pierre Rey
Uşaklık harika bir meslektir; çünkü düşünce hep özgür kalır. Ayakkabı boyarken bol bol vakti olur insanın düşünmeye. Sanayide, ticarette ya da esnaflıkta kimin düşünmek için bu kadar zamanı vardır? Yabancılaşma bir dil sorunudur. Uşaklık sözcüğünün kökeninde "domus" yani ev kelimesi vardır. "Ministre", yani bakan sözcüğünün kökeninde ise "minus" kelimesi vardır ve "kralların kıçını silen" demektir.

Yüce bilge kişiler bilgi edinmek adına kitaplara değil, uzun yollara başvurmuşlardır.

Plinius, Natural History XXX:2
Tüm olaylarda bulduk ki, Pisagor, Empedokles, Demokritus, ve Plato bilgiye ulaşmak için denizleri aştılar, doğruyu söylemek gerekirse yolculuğun zorluklarından çok, sürgünlüğün kötülüklerine boyun eğdiler. Eve döndüklerinde (...) en büyük gizemlere sahiptiler.

Siz ise Yay node’undaysanız ve felsefeye ilgi duyuyorsanız önemli bir aşmışlık içindesiniz demektir. Ancak düğümünüzün felsefe kadar; uzun yolları, yolculukları, dışarda olmayı da önerdiğini unutmayın. Bu durum ise düşünce üretmenin uzun yollarda, açık havada da yapılması gerektiğine gönderme yapmaktadır. Bir çok bilim adamının (nodunuz bilimsel bilgiye de yönlendirir) devrimci buluşlarını kütüphanede, laboratuvarda değil, doğada ve hamamda bulduğu (örneğin Newton ve Arşimet) bilinir.

Astrolojide 9. evin (ve de Yay burcunun) nasıl olup da aynı zamanda hem felsefe, hem bilim, hem de uzun yolları, uzak ülkelere yolculukları temsil ettiği ataerkil bakış açısından bakıldığı (kısır bilgi veri tabanında değerlendirilerek sonuca ulaşıldığı) için anlaşılamamaktadır. Bilgiyi kitaplar kadar hayatta aramak gerekir.

23 Nisan 2018
Akrep Kümesi
Günes burcu ve kuzey ay dügümünün ayni burçta olan insanlar daha mi sanslilar? Çünkü benlikleri ve gitmeleri gereken yol ayni olmus oluyor. Günes,venüs,merkür,jüpiter, plüto ve kuzey ay dügümüm akrep burcunda oldugu için merak ettim. Vedik astrolojide bu zararli kabul edilir mesela. Bunun hakkindaki fikirleriniz neler? Tesekkürler simdiden.

YANIT
Öz burç ve kuzey ay dügümü ayni burçta olması bir anlamda evrimi kolaylaştırıcı bir konum… Tam tersi olarak, polar burçta doğmak da kişiyi biraz zorlayacaktır. Ancak bu evrende en ileri gidenler (yani bu dünyada doğmak şanssızlığını elemine ederek, diğer alemde kalma fırsatını yakalayanlar) eğitim sürecinde en fazla sayıda ders alıp, en çok sınavda başarılı olanlardır. Bu yüzden klasik astrolojide “negatif” olarak nitelenen square aspekti çağdaş astrolojide geliştirici; klasik astrolojide “pozitif” olarak nitelenen trine aspeti çağdaş astrolojide biraz tembellik yaratıcı şekilde yorumlanır.

Güneş, venüs, merkür, jüpiter ve pluto'nun aynı burçta (Akrep burcunda) olmasının güçlü bir konum sayılacağını söyleyebiliriz. Bir-iki yıl önce birinin haritasında daha görmüştüm bu konumu.

Konuya ne derece hakimsiniz bilemiyorum ama bu noktada teknik konuşmam gerek: Stellium’unuzun aspektleri ve evi çok önemli. Bir opozisyon varsa (yani Jones Pattern olarak bir Bucket veya See-saw durumu varsa) sıkıntı yaratacak olabilir. Oysa stellium’a sextile ve trine yapan planetler bolsa “sizi kimse tutamaz” diyebilirim.

Umarım bu gücü gerektiği gibi kullanacak bilgeliğe ulaşabilirsiniz... ki, söz konusu sonucu yaratmak için Akrep node'u yorumunu bir kez daha okumanızı öneririm.

20 Nisan 2018
Akrep burcu ay dügümü, 8. ev ve cinsellik
Merhabalar. Ay dügümü serinizi takip ediyorum ve akrep burcundaki ay dügümü yazinizi okudum. Astrolojiyle ilgilenen birisiyim. Sunu merak ettim; akrep burcu temel olarak dönüsüm ve cinsellikle iliskilendirilir. Siz daha çok dönüsüm üzerinde durmussunuz. Peki cinsellik/seks akrep ay dügümüne sahip birisi için ne ifade etmeli?Tensel zevkleri çok önemsemeli vs gibi seyler söylemissiniz o nedenle soruyorum. Çünkü ay dügümünün burcu gitmemiz gereken yöndü ve akrep burcu da seksle ilgilidir (en azindan bildigim kadariyla). Dolayisiyla bu dügüme sahip birisi cinsellikten uzak mi durmali yoksa isin daha mi derinine inmeli?

YANIT
Akrep Burcu Kuzey Düğümü adlı yazıda tensel zevkleri önemseMEMELİ demekteyim. “Tensel zevkler ve herkeste var olan duygular da artık yoldaşınız değildir.” Bir yanlış anlaşılma var sanırım.

Akrep burcu ise tabii ki seks ile hiç de doğrudan ilgili değildir. Tıpkı Akrep burcunun evi olan 8. evin seksle (ya da ölümle) ilgili olmaması gibi!..

[Bizim görüşlerimiz yaygın okültizm ile uyuşmadığı kadar, klasik astroloji ile uyuşmaz. Kişileri 12 burç bazında yorumlamanın akıl dışı yapısı bir yana, burçlara klasik yorumlar yüklemek de -bence- saçmadır.]

Evler bir öyküyü -bir insanın doğumdan başlayarak dünya üzerinde gelişimini- anlatmaktadırlar. Ölüm bu dünyada son olduğuna göre, bu konu doğal olarak toplam 12 evin 8.sinde değil, 12.sinde yer almalıdır.

8. ev kapsamında, ölüm ile seksin birlikte yorumlanmasının gerisinde ise Sümerlerden gelen bilgileri anlayamayan ataerkil Ortaçağ müneccimleri vardır. İşin traji-komik yanı ise bu adamların bilgilerinin günümüzde hala (tıpkı Tarot gibi) yaygın olarak bile değil, MUTLAK OLARAK, kullanılmakta olmasıdır. Karanlık Çağlar kafasının yarattığı saçma sapan lafları doğru çıkartmak adına aklı başında kişilerin kitaplar yazmaları ise gerçekten üzücüdür.

İnsan yaşam içinde ilerlerken 6. evde vermeyi öğrenir, ardından giderek insan arasına karışır, 7’de insan topluluğu ile ilk yüzleşmeyi -tek bir insan bazında- yaşar. 7. ev evlilik-mevlilik değil, insan nüfusunun tek bir bireyi ile ilk uyuma/uzlaşma/geçinme macerası/deneyimidir. Bu yüzden 7. ev ortaklık da olabilir. Sonra ilerlemeye devam eder ve 8. evde gerçeklerle geniş ve genel anlamda yüzleşir. Yüzleştiği geniş çaplı gerçek “bu alem” olduğu kadar “diğer alem”dir de, çünkü gerçeklik iki alemi de içerir. Yani bu safhada insan iki dünyayı yan yana görmekte, aradaki farkı tanımak adına gidiş gelişler, karşılaştırmalar yapmaktadır.

Bu noktaya 8. evde gelme nedeni -bence- 8 sayısında gizlidir: Numerolojide 8 sayısı bir yolculuğu anlatır. Bir noktadan başlanır, kıvrımlı yollarda ilerlenir ve sonunda başlangıç noktasına dönülür. 8 rakamını yan yatırınca ortaya çıkan sonsuzluk işareti de bu bilgiyi içermektedir.

Bu safha sonrasında insanın ilerleyeceği yön olan 9. ev artık “bu alemde” gerek mekânsal, gerek düşünsel “ileriler”dir (uzun yollar ve derin düşüncelerdir).

Seks, bu alem ile diğer alemi orgazm anında bağlayan bir ortamdır; yani bir orta noktadır. Bu yüzden 8. evde rolü vardır. Ortaçağ müneccimleri ise bu gerçekleri ataerkil bazda -kısır şekilde- algılamışlar, orgazm ile seksi, diğer alem ile ölümü aynı şey sanmışlar, ölüm ve diğer kişiler (bu alem) söz konusu olunca ikisini karıştırıp 8. evin içeriğine bir de “miras”ı koymuşlardır. Bu kavramlar bütünü ile hatalı değildir; ama içeriği anlatmak açısından yetersizdir.

Akrep ve 8. ev “iki farklı yaşam” ad verilebilecek iki temel ve uç gerçek arasındaki gidiş geliş şansıdır; yani değişimdir. Değişim ise ya transformasyon, ya da dejenerasyonla olur.

Yine bu yüzden Akrep burcunun ve 8. evin yöneticisi Pluto’yu haritada yorumlamak çok kolaydır. Bir planet ya da ev ile pozitif açı yapınca orası giderek -durdurulamayacak şekilde, geometrik ortalama ile- gelişecek; negatif açı yapmışsa orası giderek -durdurulamayacak şekilde, geometrik ortalama ile- dejenere olacaktır.

İki dünyanın kilit noktasında durma ve buralarda gezinme, ortam ile uzlaşma için gereken itici güç ise istek, tutku, güç, kararlılıktır… ki, bunlar Akrep burcu nitelikleridir.

Dolayisiyla bu dügüme sahip birisi cinsellikten uzak mi durmali yoksa isin daha mi derinine inmeli?
Somut ve kesin yanıtlar ataerkil beyinlerin beklentisidir. Her şeyi, her an, gerektiği kadar kullanmak (bu ölçüyü hissetmektir) hüner. Ayrıca seksin derinine nasıl inilebilir? Bence inilmez. Seks bir keyiftir ve üzerine anlam yüklemek onu boğar. Bu yüzden 722 öğretimizde seks majiye yer yoktur.

Akrep nodu olan kişiler bence (ilgili linkte söz ettiğim gibi) seks konusuna fazla da takılmamalı; kararlılık, vazgeçmezlik, güç, olumlu inat ile hilkatin sırrını çözmek, doğruyu bulmak, transformasyon adına savaşmalıdır. Akrep nod’u ataerkil okültizmde karanlık olarak nitelenen diyarlardaki gerçekleri insan kullanımına sunmak için dünyaya gelmiş olan savaşçıların karmasıdır.

[Işık, anaerkil okültizmde olumlu şekilde algılanan bir kavram değildir. Yahveh, ilk olarak ışığı yaratmıştır.
Tevrat - Yaratılış bölümü
1 Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı.
2 Yer boştu, yeryüzü şekilleri yoktu; engin karanlıklarla kaplıydı. Tanrı'nın Ruhu suların üzerinde dalgalanıyordu.
3 Tanrı, “Işık olsun” diye buyurdu ve ışık oldu.

Işık (ışık hızı), fizikte de geçilemeyen bir sınırdır. Yahveh'in Tevrat'ta söz ettiği "ışık yaratma" eyleminin gerçek anlamı bu sınırı yaratmış olmaktır. Sınırın ötesinde cennet de denilebilecek takyon evreni bulunmaktadır. Işık (hızının geçilemeyişi), cennete ulaşmaya engeldir. Hayatın ortaya çıktığı derin deniz diplerine (bkz. Hydrothermal Vents) ışık giremez. Beatrice de Gelder benzeri bilim insanlarının yaptığı "Kör Görüşü" araştırmaları görme eyleminin beyinde bir çok algılama ve kontak kurma yollarını yok ettiğini ortaya çıkartmıştır.]

5 Nisan 2018
Astroloji gerçek mi, bilimle ilgisi var mı?
Kisisel yildiz haritasi çikarma egitimini veriyorsunuz ama siz baskasinin haritasina bakiyor musunuz acaba?

YANIT
Öncelikle teşekkür ettiğiniz için ben de size teşekkür ederim. Bilmem farkında mısınız? Şu anda bir yıldız yarattık!
[Brahmanizm’e göre beyinde olan her bir hoşnutluk duygusu bir sparkle (pırıltı, ışıma) olarak nitelenir. Bu durumu Orch OR kuantum yorumunda OR (Objective Reduction, objektif çöküş, yani bazı objektif değerlere bağlı olan, ölçümle ilgisi olmayan) olarak dile getiriliyor. Bu bilgilerden yola çıkarak her teşekkür etme ya da gönül alıcı söz söyleme sonrasında, an bazında, pırıl pırıl bir PE çöktürüldüğü söylenebilir.]

Sorunuza geleyim: Sitede ücret karşılığı kehanete dayalı hiçbir hizmet verilmemekte...

Kişisel olarak ise nadiren harita çıkartıyorum. Dilerseniz bu tutumumun nedenlerinden söz edeyim:

Yıllar önce ezoterizm ortamına ortamına astroloji ile girdim. Çok zor elde ettim bilgileri. Sonra okültizme atladım ve 30+ yıl bu ortamda kaldım. Bu sürecin izlerini silmek mümkün değil. On yıl kadar önce kuantum mekaniği ile tanıştım ve hayatımda bir yeni dönem başladı. Artık okültizm ve astrolojiye bambaşka bir aspektten bakmakta ve bazı bilgileri öncekine oranla daha iyi anlasam da, bazılarını tümüyle elemine etmem, kullanmamam gerektiğini görmeye başladım.

Son yıllarda edindiğim bilgileri birime indireyim: "Yaşam sadece baktığınız (daha doğrusu inandığınız) gibidir." O zaman: "Tüm kehanetler geleceğin görülmesi değil, geleceğin inanma ya da inandırma ile yeniden yaratılması olabilir."

Bu noktadan sonra kehanet ilimlerinden ayrıldım, Tarot kartlarını kaldırdım, giderek siteden önce Tarot, ardından Göz Okuma bölümü silindi.

Astroloji ise “arada kaldığım” bir konu; çünkü bazı bilgiler kehanetlerin birer kehanet sayılmaması gerektiğini, henüz ortaya çıkarılamasa da, bilimsel içeriğinin bulunabileceğini fısıldıyor.

Konuyu açalım: Astroloji, astronomiye dayalı bir ilim. Astronomi ise uzay ve kütlelerle ilgili bir bilim. Einstein’ın Genel İzafiyet (Rölativite/Görelilik) Teorisi’ne göre kütle çekimi, Newton’un sandığı gibi kütlelerin birbirini çekmesi ile değil, kütlenin uzayı “bükmesi” ile oluşan bir gerçek. Yani gezegenler -yapılarına bağlı biçimde- uzayı büküyorlar.

Özel İzafiyet Teorisine göre ise uzay diye bir yer yok. Uzay-zaman var. Zaten modern fizik bildiğimiz üç boyutun olmadığını, “zaman”ı da içine alan dört boyutun bulunduğunu saptadı.

Özel Görelilik yasası ise;
- time dilation’dan söz ediyor; yani zaman herkese göre farklı hızla akmakta! BU yüzden ışık hızından hızlı bir araçta yol alan, ya da kara deliğe girenler için geçen zaman, dışardakilerinkinden çok farklı. Zaman, ağırlaşıp, hızlanabilen bir şey!
- lenght contraction’dan da bahsediyor; yine ışık hızının asla değişmemesine dayalı olarak boyutlar küçülebiliyor!

Bunlar sürekli yaşadığımız gerçekler; ancak çok küçük oldukları için fark edilmiyor.

Önemli nokta ise şu: Kuantum Orch OR yorumuna göre (Roger Penrose’a göre) makro-kozmos'ta kütlelerin uzayı bükmeleri benzeri, mikro-kozmos'ta da kuantum nesneleri kuantum uzayını büküyor... ve bu büküş kuantum durumunun (süperpozisyonun) çökmesine neden oluyor. Yani milyonlarca olasılıktan biri gerçekleşiyor, bir anlamda kader belirleniyor, yazılıyor.

Şimdi;
- gezegenlerin uzayı büktükleri,
- uzayın aslında uzay/zaman olarak nitelenen farklı bir gerçeklik olduğu,
- kuantum nesnelerinin kuantum uzayını büktüğü,
- kuantum uzayındaki bükülmelerin süperpozisyonu çöktürdüğü (kaderi yazdığı)
bilgilerini sentezleyelim… Kesin sonuçlara varmak haddim değil, ancak kişisel olarak beynimde ilginç düşünceler gelişmesine engel olamıyorum.

İşin bu tarafını bir yana bırakalım: Kesin olan şu ki, “iyi düşünen, iyi şeylerin olacağına inanan, iyi şeylerle karşılaşma olasılığını arttırıyor”. Demek ki güzel kehanetler yaptıracak veriler aktarmak, güzel kaderler yaratmaya aracı olabilir. BU yüzden öğrenmek isteyenlere -kendimce- en temel ve pozitif şekli ile bilgi aktarmayı hedefliyorum.

Kişisel olarak ise genelde astrolojik harita çıkartmıyorum; ama bazı durumlarda bir kişiyi tanımak adına farklı bilgilere gerek duyarsam doğum bilgileri istediğim de oluyor.

14 Mart 2018
Ay dügümlerinde uyum
Ay dügümleri bölümü sadece olumlu yönde degisimlere yardimci olmak için mi? Yoksa uyumlu olduklarimizi da ögrenebilir miyiz? Mesela kuzey ay dügümü terazi olan ben..kuzey ay dügümü ".." olan biriyle uyumlu olup olmadigimi ögrenebilir miyim? Kuzey ay dügümü basak olanlardan çok çektigim için böyle bir sey düsündüm :)

YANIT
Bu bilgi bazı astrologlarca synastry kapsamında da kullanıyor; ancak ben -kişisel olarak- bu konuya inanmıyorum. İki farklı parmak izini (her parmak izi bir farklı karakterdir) 12 burç kapsamnda “birbirine uygundur, ya da değildir” diye kategorize etmek anlamsız. Bu arada “özel” öğrencilerimden olan zatınıza yine bir talkında bulunmama izin verin: Ay düğümünüz çok yerinde bir yorumu yansıtmakta. ;-) Selam ile…

26 Şubat 2018
Ay Dügümleri - Anaerkil Düsünce
Ay dügümü Koç olan birisi olarak, önceki hayattaki karakterim neredeyse bütünüyle anaerkil düsünce ile örtüsmekte oldugunu görüyorum; iyi huylu, özverili, destekleyici, uyumlu. Yapmamiz gerekenler kisminda ise bencil olmayi ögrenmek, hiçbir sey benden daha önemli degil diyebilmek vb. gibi ataerkil tavsiyeler mevcut. Her ne kadar bu durumun bencillik yaratmaktan ziyade "digerlerine yardim etmek için önce kendine yardim etme" gerçeginin bulunma ihtimali olsa da genel tabloda bizim ögretimizde benimsenmesi hayirli olmayacak bir öneri degil midir ? Astroloji ile anaerkil düsünce birbirinden baska noktalarda da ayrilir mi ?

YANIT
Yazıda “Bu konum çok ilginç bir konumdur; çünkü yapmanız gerekenler, yani üstlenmekte olmanız gereken kimlik, genelde kimseye önerilmeyen bir kişiliktir” sözleri ile bir anlamda sizi rahatsız eden konuda öncel uyarı yapılmakta.

Sözlerimizin kabullenilmesi zor olma nedeni ise Koç N.Node’undaki kişileri gerektiği yere çekme gayretidir… ki, bu konumda söz konusu eylemi (olması gerekli yere ilerlemeyi) yapmak biraz zorudur; çünkü yazıda değinildiği gibi hedef kimlik genelde onaylanmaz bir modeli işaret etmektedir.

Farklı bir şekilde şöyle anlatayım: Kuzey node’ları zaten kolayca üstlenilecek kimlikler, ilerlenecek yerler değildirler. Koç node’undaki kişiler için bu durum daha zordur çünkü geçmişten getirdikleri olağan ilerleme isteksizliklerini destekleyecek sosyal destekçi bir kalıp vardır. Node’ların hedefi ise daima orta noktaya ilerletmektir; çünkü güney nodu geçmiş yaşamda “fazlaca kalınmış”, bu yaşamda da sürerse -tek bir tarafta yığılma yapacağı için- dengesizlik yaratacak bir konumdur. Bulunulan nokta pozitif olsa bile tek yanda olduğu için, denge kurulması adına görece olumsuz bir mevkiye yönelinmesi kaçınılmazdır.

“En Kötü” olan tek tarafta olmaktır ve bu “tek taraf” son derece olumlu bir yer de olabilir. Aşırı olan her şey (aşk, anne/çocuk sevgisi, dindarlık, vatanperverlik vb.) zarar verir ve nodların bize öğrettiği ders budur. Sizi bu mesajı yazmaya, bu soruyu sormaya yönelten duygu anlattıklarımın bir kanıtı olabilir. Sözün özü, yazıdaki zorlayıcılık Koç'a özgü bu tehlikeden Koç node’ları korumaktır.

“Astrolojinin anaerkiden ayrıldığı yerler var mı?” sorusunun yanıtı ise büyük bir “evet”dir. Astroloji, yaygın şekli ile tıpkı Tarot gibi bütünü ile ataerkildir. Örneğin dünyamıza hayat veren Güneş astrolojide sadece erkekleri, geceleri (karanlıkta) çıkan ve gizemli denilen Ay kadınları sembolize eder. Yaşamı var eden bir gücün bir cinsin tekeline verilmesi -bu cins kadın olsa bile- ürkütücü bir hatadır. Diğer yandan burç polaritesinde pozitif niteliklerin “erkeksi”, negatif niteliklerin “kadınsı” olarak yorumlanması gerçekten acınacak bir durumdur. Erkekleri “aktif, dışa dönük, yaratıcı, yürekli” sınıfa (pozitif polaritye); kadınları “sessiz, utangaç, içe kapalı, pasif” sınıfa (negatif polaritye) sokmak, art niyet ya da “korkulan odağı sınırlama” çabasından başka nasıl açıklanır anlamak zor.

Ayrıca gelecek aylarda sitemizde yayınlanacak olan ve feministik içeriği bulunan- Dark Moon Lilith noktası tamamen Yahudi ezoterizmi (yani Tevrat) kaynaklıdır. Tevrat ise tanrısal bir kelam değildir, Kuran gibi vahiy ile yazılmamıştır. Traji-komik olan ise Lilith’i kendini “feminist” olarak niteleyen astrologların bile Tevrat’ta yazdığı şekli ile -anlatılanların gerçekliğinden en küçük kuşku duymadan- aynen kabullenmeleridir. Yani erkek astrologları geçin, feminist astrologların "bile" Lilith’in -kimse kusura bakasın biraz kaba olacak ama- "haham palavrası" kimliğini 1/1 benimsendikten sonra bu gülünç kimlik üzerine -o kimliği aklamak adına- feminist yorumlar yapmaları gerçekten üzücüdür.

(Astroloji eğitimimizde ise temelde geleneksel bigileri aktarmak kadar, kendi görüşümüz olan düşüncelere az da olsa yer verilmektedir.)

8 Şubat 2018
Astroloji, kuantum ve gizem
astrolojik haritaya neden inanmıyorsunuz?

YANIT
İnanmıyor değilim. İnanmasam çok yakın gelecekte tanıtılacak Astroloji Eğitimi verecek olmam. Ben sadece "Gelecek ile ilgili kararları SADECE haritaya bakarak vermek doğru değildir" diyorum.

Gelecek, hatta kader, kesin çizgilerle belirli olmadığı için, harita kesin yanıtlar veremez. Harita -adı üzerinde- bir HARİTADIR. O sadece definelerin, ejder saldırıları olabilecek bölgelerin, güç verici iksirlerin, gizli silahların bulunduğu yerleri -yani ülkenizi- gösterir. Harita, sizin o yollardan geçip geçmeyeceğinizi bilemez. Ancak iyi bir astrolog o haritaya bakarak kişinin o yollardan geçme potansiyelini (yani geçip geçememe olasılığını) kestirebilir.

Astroloji çağdaş astrologlar tarafından bilim kapsamına alınmaya gayret ediliyorsa da, astrolojik haritalarda açıklanamayan, yani uncanny bir yan vardır... çünkü kader değişince harita da değişmektedir! Yani harita asla kesin sonuçları söylememektedir.

İnanılması güç olsa da -kendi haritam ve çok yakınım olan kişilerin haritası dahil- pek çok kişinin haritalarının değiştiğini müşahede etmişimdir. Bir yeni sistem bulunur, yapılan basit bir hata fark edilir, gözden kaçan bir nokta göze batar, bilgisayar çöküp ve yedeklenmemiş haritalar yok olduğu için yeniden çıkartılmak zorunda kalınır... ve bir bakılır... harita değişmiştir!

Bu konuda bir anımı aktarmak isterim. 40 yıl kadar önce hem bir satanist, hem de maço denilebilecek bir erkektim. Maçolar benim gibi midir? Kimsenin günahını almak istemem, olmayabilirler. Ben kendimden söz edeyim: Erkeklerin kadınlardan “üstün” olduklarına inanırdım. O zamanlar bir dergide köşe yazarıydım ve küçük bir şöhretim vardı.

Gün geldi, bir mesih çıktı ortaya ve aynı dergide yazmakta olan ben dahil üç kişi hakkında kehanetlerde bulundu. Sözleri hepimizi çileden çıkartacak gibiydi. Benim için “O aslında kadınlara çok yakın, kabul edemiyor” mealinden laflar etti. Çok uzun zamandır öfkelenmediğim kadar öfkelendim. Eve döndüm, astrolog olan eşime (ki, benden çok daha yetenekli olduğunu eklemem gerek) olanları anlattım. Eşimle birbirimizi çok, ama çok sevsek de benden çekinirdi. Sözlerimi duyunca yüzünde her zamankinden fazla kaygı ifadesi ile bir süre sustu; sonra çok büyük çekingenlikle: “Belki de tamamen yanlış değildir adamın dedikleri” diye mırıldandı. “Ne demek istiyorsun?” diye sordum; “Korkma, rahat konuş!..”

Bir süre ne yapacağına karar vermedi; sonunda -söylemek istedikleri çok önemli olduğu zamanlardaki- kararlı ifadesini takındı ve “Senin Ay’ın Terazi bucunda, hem de full pozitif aspect; ama 12. evde ve (söylediği diğer sözleri aktarmak istemiyorum). Bu yüzden bence o yanın var, ama gölgede kalıyor!” diye konuştu.

O anda bir alev seli beynime doldu. Ben? Kadınlarla eşgüdüm içinde olmak? Onlarla eşit durmak? Bu sorular alev selini beynimden kanıma akıttı ve refleksif bir hareketle karıma vurdum.

Böyle bir konumdaydım her şeyimi yitirmeden önce.

Bu olaydan sonra uzunca bir zaman geçti. Eşimi kaybettim. Majiden ve satanizmden imtina ettim. Kendimi toparlamak için çok acı çektim; ama sonunda bazı şeyleri başardım. BU değişimimde yeni inancımın, anaerkil ezoterizmin etkisi büyüktü. Sayfalar boyunca, bıkıp usanmadan, arkadaşlarımın işler kaldığı için “kısa yaz” uyarıları ile boğuşmayı göze alarak sizlere yansıtmaya çalıştığım bilgileri o süreçte elde etmekteydim.

Gün geldi; bazı kaynaklardan doğum saatim hakkında değişik bilgiler aldım. Kaynak güvenilirdi, ama fark önemsizdi. Yine de yeni baştan horoscope çıkarttım... ve gördüm ki ayım 12. evden 1. eve gelmişti. Yani kadınlığı sembolize eden Ay artık kişiliğime direkt olarak yakındı.

İşin gizem ve anı yanını bir kenara bırakayım ve yere biraz daha sağlam basarak konuşmayı sürdüreyim...

Kişisel olarak kuantum mekaniğine büyük saygım olduğu için öncelikle neye inanılırsa onun olduğunu biliyor, bu konuda eğitim veriyorum. Bu yüzden tüm astrolog ve astroloji öğrencilerine çağrı yapıyorum: Horoscope, eğer elinizde geleceği okumak adına duruyorsa lütfen aklınızdan "bakışın dalga fonksiyonunu çöktürdüğü" (hayat felsefesinin [örneğin -kabaca- iyimser, ya da kötümser olmanın] kaderi yarattığı) gerçeğini çıkartmayın ve haritaya pozitif eğilimle bakın.

Bunu başarabilirseniz elinizde geleceği gösteren bir kristal küre değil, geleceğin ana çizgilerini çeken bir tılsım tutmakta olduğunuzu kısa sürede anlayacaksınız.

29 Ocak 2018
Ay düğümleri
14 yasimdan beri kendimi gelistirdim, suan temel sevide astroloji bildigimi rahatlikla söyleyebilirim. bu tür konularda yazilar yazmak arastirmak ya da astrolog olmayi falan da düsündüm fakat kendi dogum haritama baktigim zaman güney ay dügümümün kova burcunda oldugunu görüyorum. belki de küçüklügümden beri bu konulara ilgili olmam, bazi gezegenlerimin ve özellikle güney dügümümün kova burcunda olmasindandi. fakat ben kuzey ay dügümü aslanda olan biri olarak çok korkuyorum ileride mutsuz olmaktan. nasil bir insan olmaliyim, ne tür yeteneklerim var, hangi meslegi secmeliyim.

YANIT
Yakın gelecekte on-line olacak Astroloji Eğitimi hazırlamaktayız. Buna rağmen astroloji hakkında bazı aykırı laflar ederek yaptıklarım ile az da olsa çelişeyim ve size şunu söyleyeyim: “Astroloji saçma sapan bir konu asla olmasa da, daha çok hoşça vakit geçirmek için kullanılabilecek (yani temel belirleyici şeklinde kullanılması hatalı sayılabilecek) bir ilimdir.”

Astroloji sitemizde -şu anda yayınlanmakta olan- “Erkeklere Tüyolar” dizisi sona erince Ay düğümleri (Nodes) konusunda bir yeni dizi başlayacak. İzninizle bu konuyu o zaman konuşalım. Eğitim (ve de ilgili bölüm) başladıktan sonra astroloji hakkındaki sorularınızı sevinerek yanıtlayacağım.

Ancak yine de sorunuzu yanıtsız bırakmayayım ve astroloji konusunda bilgili olduğunuzu söylediğiniz için biraz teknik konuşayım:

Meslek adına Node’ları fazla dikkate almayın, klasik anlayıştaki gibi sadece MC’ye bakmayın; Asc ve özburç ile ayrı ayrı MC sentezi yapın.

Ayrıca Arap noktalarına inanıyorsanız (ki, biz kullanıyor ve öneriyoruz) “Asc + Moon - Saturn” ve “Asc + Mercury - Venus” yönlendirici olabilir.

Çalışmalarınızda başarılar dilerim.

14 Aralık 2017
Kategori: ASTROLOJİ
Astrolojiye ilgisizsiniz
sizin burçlar konusunda pek ilgilenmediginizi görüyorum. nedenini ögrenebilir miyim? burçlar konusunda yaziyor olsaydiniz sanirim su anki takipçi sayinizi ikiye katlardiniz. televizyonlarda sizi görebilirdik bence :) tesekkürler, kolay gelsin :)

YANIT
10 yıl kadar önce kuantum mekaniği ile tanıştıktan sonra kehanet sanatlarında “gerçeğin bakıcı tarafından görülmediği, yazıldığı” noktasına geldim... ve Tarot’a tamamen son verdim; Göz Okuma’yı sınırlı tutmaya özen gösterdim.

Astroloji ise hem kehanete dayalı, hem de baştan sonra hatalarla dolu bir alan. Örneğin kimse (ekinoks “kaydığı” için) sandığı burçta değil; bu bilimsel bir gerçek. BU yüzden uzun yıllar astroloji ile arama mesafe koydum.

Ancak zaman içinde birçok kişiden (öğrencilerim, dostlarım, sitemin adminleri vb.) öylesine yoğun bir talep geldi ki, kararımı bir kez daha değerlendirdim ve “astrolojik kehanetlerin nasıl doğru çıktığı” sorusunu kuantum mekaniği temelinde açıklamak kaydı ile, ayrıca bildiklerim bazında -kendimce gördüğüm hataları- düzeltme gayreti ile bir kez daha alana girmeye karar verdim.

Sonuç olarak bir Astroloji Bölümü açtık ve genelde “hoşa gideceğine” inandığımız bilgileri aktararak başladık. Zaman içinde daha köklü bir eğitim vermeyi planlıyoruz.

Bizler, özellikle de ben, tanınmak değil, tanınmamak için çaba sarfeden kimseleriz; çünkü yaygın olarak yaşanan kültür ve yaşamın içinde yer almak istemiyoruz. Biz, sahip olduklarımızı (bildiklerimizi) yere bırakır, ilerleriz. Tanıtım, doğal enerjiler tarafından yapılır; ihtiyacı olan bulur, alır, beğenirse cebine koyar, beğenmezse olduğu yerde bırakır ve o da ilerler.


ANA SAYFA    |    Sorular    |    Astroloji    |    Kuantum    |    Makaleler    |    Filmlerimiz    |    İletişim

Dizayn: JANUS722.com    |    © 2015 -