Majikal Eğitim | Pozitif Enerji Eğitimi
Kuantum/Maji Eğitimi | Astroloji Eğitimi
ve DANIŞMANLIK
SİTEYE ÜYE OLUN
Güncellemeleri hemen haber alın,
üyelere özel sayfalara girin.
ÜYE GİRİŞİ

BU SAYFAYI PAYLAŞIN! >>
BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN >>

Majikal Eğitim Alın | Eğitimin Programını İnceleyin

JANUS'A SORUNUZU İLETİN!

SORULAR ANA SAYFA
Maji | Astroloji | Tarot | Kuantum | Ezoterizm | Müslümanlık | Pozitif/Negatif Enerji | Reenkarnasyon/Ölüm Ötesi
İlişkiler | Özel İlişkiler | İş Hayatı | Janus
MAJİ

SORULAR

12 Nisan 2018
Majideki asıl gereklilikler
Üçüncü göz ve epifiz bezi hakkinda bilgi verebilir misiniz?

19 Mart 2018
Yüksek zikir, yüksek enerji midir?
Bir zikrin ebced değeri hesaplandığında onu gene kendisi ile çarparak yüksek miktarda enerji elde etmekten bahsediliyor. >>

28 Şubat 2018
Din, maji ve sembollerin gücü
Din nedir? Semboller veya imgelerin din yönünden önemi nedir?

26 Ocak 2018
Bir Lanetleme Çalışması ve Sonuçları
babamı parası için avlayan kadının yaptığı ağır büyülere maruz kaldık >>

18 Ocak 2018
Dogaüstü Varliklar
Cinler, melekler gibi Dogaüstü varliklar ile kesin ve etkili bir biçimde iletisime geçmenin herhangi bir yolu var midir

5 Ocak 2018
Islamdaki büyü ile maji arasindaki fark nedir?
Islamda büyük günahlardan biri sayilan büyü ile maji arasindaki fark yahut baglanti nedir? >>

20 Aralık 2017
Maji ile yaratma
İlk sorum, maji ile yaratimin belli sinirlari var midir? İkinci sorum maji yaptigimi saniyorum ama bir saglik sikintimla ilgili istedigim olumlu sonucu 2-3 yil sonunda aldim. >>

12 Aralık 2017
Bana büyü yapıldı.
Bana büyü yapıldığını biliyorum ve sizin tarafınızdan iptal edilmesini rica ediyorum.



YANITLAR

12 Nisan 2018
Majideki asıl gereklilikler
Üçüncü göz ve epifiz bezi hakkinda bilgi verebilir misiniz?

YANIT
Verebileceğim yegane bilgi, “Üçüncü göz (pineal merkez), bazı yanıtlarda sıklıkla değindiğim ‘majikal ortama ve çalışmalara zarar verecek okült bilgiler’dendir” sözleri ile sınırlı olacaktır. Çalışmalarda kullanmamanızı öneririm.

Pineal bez, imajinasyonla bile dokunulmaması gerekli bir bölgedir. İmajinasyonda “pineal’den bakmak” da aslında fazla gerekli değildir. Beş duyu ile başarılı şekilde yapılan imajinasyon (bakmak değil, içinde yaşamak) beyinde zaten nöronal senkronizasyonla (gama senkronizasyonu ile) neredeyse her alanı dolaşacaktır. Nereden bakarsanız bakın, beynin gama hertz’ini 60’ın üzerine çıkaramıyorsanız zaten o çalışmadan başarı beklemeniz zordur.

DMT benzeri kritik hormonlarla (psychedelic’ler ile) “halvet olmak” benzeri pratikler ise kalıcı ve zarar verici sonuçlar yaratabilir. Doğal denilen olağan halinizde ne varsa fazlası ile yeterlidir. Yetmiyorsa ya sahip olmanız gerektiğinden fazla istiyorsunuz, ya da var olanı NE yüzünden kullanamıyorsunuz demektir. Maji doğaldır. Dengeli bir insansanız majikal yeteneğiniz fazlası ile vardır.

Var olanı başarı ile kullanmak ve zaman içinde geliştirmek değil, “daha fazlası”nı istemek yüzünden majikal sistemlere sokulan aracıların (örneğin Aleister Crowley’ın sıklıkla majikal başarı adına kullandığı uyuşturucular ve seks) riski ise iyice gereksizdir; çünkü majikal başarının ana argümanı yöntem ya da aracı değil, inançtır. İnançlı ve dengeli ruhu olan bir kişinin tanrı dediği bir odak karşısında -korku, acı, ezilme duygusu, ümitsizlik gibi- olumsuz duygular içermeyen, sesinin tanrıca duyulduğuna tüm kalbi ile inanarak ettiği duası; Kabalistik “lesser bansihing ritual”, yok efendim “invoking bilmemne ritual”, koruyucu speller, antite celbi sicillerini papağan gibi yineleyen saf aprentislerin çabalarından daha başarılı sonuçlar yaratacak olabilir. Bilgi tabii ki önemlidir, hatta çok önemlidir. Ancak bilginin işe yarar olup olmadığı dikkatle belirlenmelidir. Öğrenilen her şeyin başarıya götüreceğini sanmak hatadır.

[Bütün dürüstlüğümle söylemek isterim ki, son 10 yılda yaptığım ritüelistik majiyi geçin, talisman çizme sayım 4-5’i geçmez. Oysa yıllardır her gece istisnasız olarak majikal çalışmalarım vardır.]

Başarılı olmak isteyen aprentis,
- Crowley’in -en çok sadece kendinin anladığı kermaeti kendinden menkul, gizli ataerkil, “her şey hakkım”cı yöntemini,
- heyecan verici adları olan ve öğrenilmesi hayli zor olan Seven Fold Way benzeri yöntemleri,
- bütünü ile Tevrat ve erkek tanrıya, bu yüzden de üst/alt hiyerarşisine (boyun eğmeye ve eğdirmeye) yönelik Kabalist doktrinleri,
- iyilik empoze eden yüzlerce güzel söz yüklü Kuran’ı -falanca dilberin gönlünü çelmek veya işteki rakibinin ayağını kırmak benzeri yollarda kullandıran- bazı İslami yöntemleri
öğrenmeye çalışacağına, beynin nasıl çalıştığını ve kuantum mekaniğinin temel gerçeklerini öğrenmeye yönelmelidir. Bir aprentisin sahip olması gerekli bilgi, insan usunun Kova Burcu çağında ortaya çıkarttığı beş bin yıllık ataerkiyi yerle bir eden devrimci kazanımlardır . Ama bilirim, ümit içinde karman çorman şekilleri çizmek, can sıkıntısından patlayarak Arapça dualar okumak, imajinasyon sanılan hayaller içinde bedendeki gizemli deliklerden enerji denilen bir şeyleri sokup çıkararak şifa aramak kolay; depolarizasyonu öğrenmek ya da dalga fonksiyonun farklı şekilde nasıl çöktüğünü ve çalışma sırasında nasıl çöktürüleceğini kavramaya çalışmak 10.000 zikirden daha bunaltıcı gelir.

Ancak majide işe yarayacak bilgi bunlardır.

Böylesi bir ortama (çok da kolay değildir kuantum mekaniğini uzaktan da olsa öğrenmek) girmek istenmeyebilir, bu da doğaldır. Herkes kendine neyin iyi geleceğini rahat bırakılırsa bilir. Bilgi ve öğrenme ortamı ile fazla içli dışlı olmak istemeyen kişiler için de yapıcı bir yol vardır sonuç almak, istekleri elde etmek adına:

Pozitif bir insan olun; gözü kara ihtirassız, “olmazsa da olur, ama olursa muhteşem olur” mood’unda heyecan ile isteyin… büyük olasılıkla olacaktır. Arzuları en kolay gerçekleşen kişiler bendeniz dahil adeptler DEĞİL, PE envoke eden bir beyine sahip insanlardır.

PE enerji taşıyan insan;

  • Dost ve uyumlu,
  • özveride bulunmayı seven ama bunun sınırlarını da bilen,
  • mantıklı ölçüde paylaşabilen,
  • diğerlerinin yaşam alan ve gerçeklerine saygılı ve gerekince koruyucu,
  • kendi yaşam alanını da aynı ölçüde koruyucu,
  • dengeli,
  • temiz,
  • tertipli,
  • güzel kokan,
  • düşüncelerini sürekli doğru, çevreyi sürekli düşman görmeyen,
  • kendine ters konumdaki kimselerdeki olumlu yanları inatla görmezden gelmeyen,
  • hiç kimseyi, hiç bir şeyi KÜÇÜMSEMEYEN (küçümsemek, bana göre en ürkütücü NE tuzaklarındandır ve bir kapıdan felakete geçmek anlamındadır),
  • zorlu durumla karşılaşınca “vah çileli başım” ağıtları yakacağına “burası dünya, olur o kadar, herkese oluyor, hem bir hatam elbet var, ona odaklanayım, bir daha başıma bu derdi açmayayım”
diyebilen bir kimliktir.

Bir hoca olarak iddia ediyorum: Saydığım niteliklere zorlama değil, içtenlikle sahip olanlar, pinealmiş, dmt imiş, sicilmiş, zikirmiş, talismanmış, buhurmuş, suymuş buymuş demeden hayatın ne akıl almaz ölçüde güzel bir yer olabileceğini göreceklerdir.

Eğer sayılan niteliklerin birçoğuna sahip bir kişi iseniz isteğiniz olmayınca yerlere yıkılmaz, “demek ki hakkımda hayırlı değilmiş” deyiverirsiniz. Eğer diyemiyorsanız, arzunuzun hayırsız olduğu için değil, NE celb eden beyniniz yüzünden olmadığını da anlamış olursunuz!

Maji çalışmaya başlamanın zamanı ise işte sadece bu andır.

19 Mart 2018
Yüksek zikir, yüksek enerji midir?
Bir zikrin ebced değeri hesaplandığında onu gene kendisi ile çarparak yüksek miktarda enerji elde etmekten bahsediliyor. Örneğin: EL ALİ değeri 110 bunu 110X110=12100 defa zikredersek cümlelerin titreşiminden ötürü açığa ciddi miktarda enerji çıkacağı fakat kafamıza göre yapmamamızı söylüyor; bu kadar ciddi işin sonuçlarının daha ağır olucağından bahsediyor kitap. Sizin bu konuda yorumunuz nedir? mesela istediğin elde edemiyen bir majisyen gerekli uygulamaları yapmasına rağmen bi sonraki aşamada bu kadar ciddi zikir rakamlarının altına girmeli mi?

YANIT
“Falanca işi yaparken çıkan muhteşem enerji” sözlerinde büyük bir etkileyicilik olduğu ortadadır. Bu sözlerin -yanılıyor olabilirim tabii ki- ama bilgi paylaşımı değil, böylesi bir amaç ile söyleniyor olabileceği akıldan çıkarılmamalıdır. Okültizm konularına meraklı kişilerin bu sözlerden heyecan duyması ve içinde oldukları ortamı özlemleri kadar yoğun yaşamaları doğaldır. Sorun ise aslında okültizmin esrarlı bir alan olmamasıdır.

Ayrıca bu tarz önerilerin sahiplerine -teatral şekilde “büyücü” dense de- öncelikle hakim olmaları gerekli alan (beyin) hakkında fazla bilgi sahibi olduklarını söylemek zordur.

Bir kişi -hangi düzeyde adept olsa da- Şaolin manastırında hayattan kopuk şekilde, günde 3 saat meditasyon çalışmıyorsa “akşam ne yemek yapacağım” ya da “sorunlu müşteriye ne yanıt vereceğim” benzeri alakasız şeyleri aklına getirmeden o kadar uzun zikir yapamaz. Çalışma sırasında -öğrencilerime sürekli söylediğim, onları ikna etmeye çalıştığım gibi- aklın dağılması son derece olağandır, üzerinde fazla durulmaması gerekir.

Oysa beyni çok yüksek zikirlere (örneğin 12.000 adet zikre) yönlendirmek kişinin bilinçaltında (var olan “bu işin başarılamayacağı bilgisi” yüzünden) bir reddediş (isyan) yaratacağı için yukarıda örneklediğim “alakasız” düşüncelere yoğunlukla bağlanacaktır. Bu durumun ise akıl dağılmasından farkı büyüktür.

Hepsini geçelim, diyelim ki bu kadar süre konsantrasyonunu yitirmeden zikir yapma ve denildiği gibi “muhteşem bir enerj”i envoke etme gücü olan birisi olsa ve iddia edilen majikal başarıyı elde etse de başına büyük bir dert açmak üzeredir; çünkü zikir sırasında beyninde büyük bir basınç, yani tansiyon, oluşturmuştur. Çok yakın bir arkadaşımızı -ki, grubun lideri idi- majikal çalışma sırasında çok genç yaşta bu nedenle kaybetmiş biri olarak söylüyorum bunları. Çalışma sırasında vefat etmiştir. Bir ekleme yapayım: Soruda yer alan önerinin sahibi "sonuçlarının daha ağır olacağı" uyarısı ile bu tehlikelden söz etmiş olabilir.

Bu yüzden hangi kitabı okursanız okuyun, hangi tarikatta çalışırsanız çalışın, size ne derlerse desinler, uzun süreli zikirlerden -özellikle alkollüyken, başınız ağrırken, zor bir günün sonunda- kaçınmak gerekir.

Maji, beyni kasarak yapılmaz; aslında beyni -tıpkı meditasyon gibi- rahatlatma aracı olarak da kullanılabilir. Eğitimimizde Majikal Eğitim ve Pozitif Enerji Eğitiminin birlikte alınmasını önerme nedenimiz budur. Majikal çalışmalarla yorgunluğu giderebilir, negatif enerjiden kurtulabilirsiniz. Böyle bir ortamı tansiyon çıkartmak için kullanmak büyük hatadır.

Majikal eğitim aslında gündelik olarak ifa edilen bir olayın biraz daha bilinçle yapılmasından başka bir şey değildir. Bir aprentisi kırık bir bacağı alçıda olan bir insana benzetirsek (ki, bacağı kıran “maji diye bir şey yok” diye kalıplar yaratan ataerkil kültürdür) metotlar onun alçısı ve koltuk değnekleridir. Fazla kullanılırlarsa alçı söküldüğünde bacağın gücünün azalmış olduğu görülür.

Majide en büyük güç zikir sayısı ile değil, inanç ve pozitif enerji ile elde edilir. Bu ikisi varsa, an bazında elinizi başınıza götürür, gözleriniz, kapatır, kontağı kuruverir, paralel evreni yaratıverir ve istediğinizi elde edersiniz. Bu sözlerimde en küçük bir abartma yoktur. Fakat bu düzeye belli metotlarla (bacağı alçıya alarak) gelineceği de unutulmamalıdır.

Ancak bu seviyedeki beyinler ne iş arkadaşlarının ayağına çelme takmak, ne de patronun bacağını kırmakla uğraşmayacakları için majiyi genelde kendi beyin enerjilerini rafine etmek için yapmanın en iyi (belki de en rantabl) yol olduğunu görebilmiş kişilerdir.

Aprentisin de baş amacı pozitif enerji ile dolu bir beyin yaratmak, yani majiyi bu amaçla kullanmaktır. Söz konusu noktaya gelebilirse, çalışmadan “yan gelip yatarak” çok şey elde ettiğini görecektir. “Yan gelip yatmak” derken abartıyorum tabii ki, bu dünyada yeni derslerden ve sınavlardan kurtuluş yoktur. Yine bu yüzden majiyi kişi kendine enerjisini rafine etmek adına yaparsa, karşısına çıkan sınavları kolaylıkla vermekle kalmayacak, yüksek puanlar elde edeceği için acı/korku/öfkesiz, yani mutlu yaşayabilecektir.

28 Şubat 2018
Din, maji ve sembollerin gücü
Din nedir? Semboller veya imgelerin din yönünden önemi nedir?

YANIT
Din -bana göre- inancın sistemleştirilmesidir. Oysa inanç “iman”a dayalı olduğu için bu denli metodik bir kılıfa sokulması doğru olmayabilir.

Anaerkil inançlarda şeriat yoktur. Bu yüzden onlara din değil, kült denmektedir. Hatalıysam mitedeyyin okurlar kusuruma bakmasınlar ancak bize göre Müslümanlık da en başta bu ölçüde şeriat yüklü bir din değildi. Hz. Muhammet’in -her konuda, en detaylı biçimde- açıklayıcı hadisleri olduğu halde Kuran’ın toplanmasını istememesi ve ölümünden sonra toplanma tekliflerine -Hz. Ebubekir dahil- bir çok sahabenin “Toplanması gerekse peygamber söylerdi” diye karşı çıkmaları belki de düşüncemizi doğrulamaktadır.

Semboller ve simgelerin bazı astral güçleri tetiklediği majikal sanatların bel kemiğini oluşturan talismanlar dalının en önemli noktasıdır. Dinsel ortama da bu alandan aktarılmıştır. Ancak acaba semboller (şekiller) bir enerji taşırlar mı? Bir maji hocası olsam da, majiyi kuantum mekaniği bazında kullanan bir majisyen olarak yanıtım olumsuzdur; yan -bence- taşımazlar. Ancak -yine kuantum fiziğine (Bohr yorumuna) göre- kişi taşıdıklarına inanıyorsa kesinlikle taşımaya başlarlar. BU yüzden kullanıp kullanmama kararı majisyene aittir.

Bu konuda üç anımı paylaşayım:

  • Majiye ilk başladığımda ben de -bu gün tüm öğrencilerime öğütlediğim gibi- tradisyonal çalışmaktaydım. Yıllar sonra adept olunca arkadaşlar ile bilimsel metoda (laboratuvar deneyine) dayalı araştırmalara başladık. Bunlardan birinde öğrencilerimize antitelerin sicillerini hatalı şekilde (bir çeşit placebo deneyi yapmak adına) verdik. Öğrenciler çalışma konusu biliyorlardı, ama onlara verilen siciller farklı çalışmalar üzerinde güç sahibi olduklarına inanılan antitelere aitti. Oysa çalışma sonucu başarılıydı! Yani öğrencilerin beyin gücü (inancı), antite sicillerinin gücünü yenmişti.
  • Farklı bir deneyde bir celp çalışması yaptık, celp esması kullandık, vefke bu esmayı yazdık. Ayrıca -güçlendirici olsun diye- Kabalistik celp talismanı da çizdik… ama zikirde, vefkte yer alan celp esmasını DEĞİL, “para” kelimesini kullandık. Sonuçta celp değil, maddesel kazanımlar oldu. Beyin, bu kez de esma gücünü yendi.
  • Bu sonuçları grup lideri ile paylaştık. O ise klasik çalışmalardan yana bir kişiydi. Öyle ki, bir satanist olsa bile İslami çalışmalarda namaz kılmaktan çekinmezdi. Hatalı olduğumuzu göstermek adına bize bir sicil verdi. Hangi konuda etkin olduğunu söylemedi ve bu sicil ile dilediğimiz konuda çalışmamızı istedi. Sonuçta başarısız olduk. Yani sicilin dediği oldu! Bu sicil hala kolumdaki bilezikte kazılıdır.
Görülüyor ki, yönlendirici olan güçlü (inancı kuvvetli) olan beyindir. Gerçi üçüncü örnekteki çalışmada sicilin gücü bizi yendi; ama bizi yenen sicilin gücü müydü… yoksa hocamızın sicile inancının gücü mü? Bu soruyu asla yanıtlayamadık.

Son toparlamayı kendi görüşümü yansıtarak yapayım: Majikal çalışmalarda sembolleri verimli kılan -bence- şekil çizilerken beynin konuya daha yoğun odaklanmasıdır. Bunun gerisinde ise esatiri bir durum değil, yazarak ders çalışınca bilgilerin beyne daha kolay girmesi mantığı vardır.

Maji, beyin gücüdür… İnanç da öyle! Majisyen için metotlar/yöntemler sadece ilk iki yılda destek almak adına grup çalışması yapılan dostlardır. Altyapı sağlamca oluştuktan sonra majisyen dilerse gruptan (metottan) ayrılıp, kendi grubunu (metodunu) yaratabilir. Bence doğrusu ve iyisi budur (ataerkil okültizmde tam tersi savunulur); ama “bu” seçim de kişiye özeldir.

26 Ocak 2018
Bir Lanetleme Çalışması ve Sonuçları
(...) babamı parası için avlayan kadının yaptığı ağır büyülere maruz kaldık yazılarında büyüye inanmazsanız etkisi olmaz ve sabredin dersin ama biz kara büyü istemiyoruz senden sadece üzerimizdeki negatif etkiyi nötrlüycek yollar göster. bu yardım yaparsan bence fazlasıyla pozitif karma kazanırsın.

YANIT
Pozitif karma puan kazanmak adına bir davranışta bulunduğunuzda pozitif puan kazanamazsınız; çünkü "kazanç" adına yapılan şeyler "çıkar"dır, yardım değil.

"Babanıza parası için maji yapan kadın" ise -bence- sadece beyninizde yarattığınız ve aslında sizi rahatlatan bir senaryodur; çünkü kolayca görüleceği gibi majikal bilgisi olan bir insan, para sahibi olmak için sevmediği bir kişiyi elde ederek dolaylı yoldan para kazanmayı hedefleyeceğine doğrudan para (rızk) çalışması yapar.

Diğer yandan, eğer o kişi çalışmalarında dikkate değer bir başarı elde edecek kadar güçlü bir büyücü ise, para çalışmalarında -çalışmaya detaylar katmanın- başarı oranını azalttığını, en iyi sonuçların ise plan yapmadan, bir çeşit "nereden hayırlı ise oradan gelsin" benzeri çalışmalarla elde edildiğini çoktan öğrenmiştir.

Yine de altını çizmem gerekir ki maji güçlü bir silah olarak da kullanılabilir. Lanetleme çalışmaları bazen kişi üzerinde etkin olabilir.

Ama...

Ama etkisi KESİNLİKLE geçicidir; çünkü maji her kişinin kendi beyin enerjisi ile yazdığı kaderin yönlendiriciliği ile uzun süre başa çıkamaz. Eş deyişle herkes, kendine büyü yapan kara büyücüden -eninde sonunda onu alt edecek kadar- güçlüdür.

Doğal yasalar herkese doğduğunda şans, bereket, yetenek vb. ile dolu bir çanak verir. Maji ya da farklı bir ("uyanıklık" diyerek nezaketsizlik yapmayalım, "short cut" diyelim) yol ile bu çanağa ne koyulursa, oradaki bir şey taşar, yitirilir. Verilenlerin miktarını arttırma yolu çanağı genişletmektir. (Maji, çanağı genişletmek için kullanılırsa anlamı ve yardımı vardır.) Çanağı genişletmek başarılınca çanak bir üst güç (Allah, Ana TAnrıça, Baba Tanrı, evren, kuantum uzay-zaman geometrisi, beynin gizli bir gücü, inanca göre değişiktir verilen ad) tarafından kendiliğinden doldurur.

Aynı şekilde birileri, diyelim bir kara büyücü, o çanakan bir şeyi çalmayı, almayı başardı ise, yine o "her ne ise o olan", söz konusu boşluğu kısa sürede -hem de alınan haksız darbeleri onararak, yani faizi ile- dolduracaktır.

Konuyu vurgulamak adına bir anımı paylaşayım:

Beni yakından tanıyanlar bilir, çok kötü yerlerden, bir satanist olarak girdim ezoterizm ortamına. (Bu büyük hatam nedeni ile çok darbe aldım, ama -kötülüğün gerçekten ne olduğu, nasıl etkin olduğu, neden böyle bir mekanizmanın var olduğu benzeri- çok şey de öğrendim. Bu nedenle hayatımı başkalarına büyü yaparak kazanmak yerine; okumaya ve araştırmaya ek olarak yaşayarak da öğrendiklerimi soranlara aktararak kazanma yolunu seçtim.) İçinde olduğum grupta çok güçlü büyücüler vardı. Hepsi üniveriste eğitimi almış, aydın kimselerdi. Ciddi oranda tehlikeliydiler. Oysa tüm dürüstlüğümle altını çizmek isterim: Aralarında gerçek anlamı ile (bu günkü bilgilerimle değerlendiğimde bile izleyebildiğim oranda) güzel kalpleri olanlar vardı!

Gün geldi -o zamanlar daha yeni açılmış olan- Star TV'de (Cem Uzan'ın Magic Box'ı) üst düzeyde görev alan bir gazeteci hanım ile zıtlaştılar. Hanım, biraz dik bir kadın idi, ama bence başka da hatası yoktu. Oysa grubun Crowley'den alıntı düsturları: "Suç, biz ilerlerken yolumuza çıkanındır" şeklindeydi. Bu düşünce yönlendirmesi ile hanımı lanetlediler. Sizlere -metalci gençlerin değil- üst düzey gerçek satanistlerin kafa yapısını göstermek için bir küçük ekleme daha yapayım: Ünlü bir doktora -sadece kütüphanesinin zenginliği yüzünden bile- lanetleme çalışması yapıldığını anımsarım.

Çalışmaları sonrası hanım işini kaybetti.

Bir süre sonra muhabir olarak (yani önceki konumunu yitirerek) bir gazeteye girdi... ama grupla takışmaya devam etti.

Hanımı oradan da attırdılar.

Uzatmayayım, sonuca geleyim: O gruptan hayatta -ben hariç- bir tek kişi kaldı geriye (ki, o da "rücu etmiş" bir insandır; 25+ yıldır iletişimim olmasa da basından izlediğim kadarı ile çok değerli birine dönüşmüştür), grup üyeleri ise giderek kötü yaşam şartlarına kayarak hayatlarını yitirdiler. Oysa tümü derin, zeki, kaliteli, seçkin insanlardı.

O hanım ise bu gün saygın bir eğitmen, onlarca kitabı olan popüler bir yazar, üstelik -gözlerinden okuduğum kadarı ile- çok mutlu biri.

18 Ocak 2018
Dogaüstü Varliklar
Cinler, melekler gibi Dogaüstü varliklar ile kesin ve etkili bir biçimde iletisime geçmenin herhangi bir yolu var midir

YANIT
Bir aprentisin (aramızdaki -kabul ederseniz- dostluk ilişkisi yüzünde bir adept adayı olduğunuzu bilmekteyim) ilk başta üstleneceği gerçek, bu evrende "kesin" diye bir şeyin bulunmadığı, bu kavramın ataerkil bir aldatmaca olduğu, bu yüzden okült eğitimde ilk benimsenecek doğrunun "hiç bir şeyin gerçek olmadığı, herşeyin an bazında beyin yönlendirmesi ile değişebileceği" düşüncesidir. Bu öylesine "sağlam" bir gerçektir ki, okültizme hiç de sıcak bakmayan bilim tarafından kuantum mekaniği ile kanıtlanmıştır. Evren, rastlantısallıklar üzerine işlemekte ve "her an her şey olabilmekte"dir.

Sözü edilen gerçek göğsünde bir kubbe gizleyen habbelerdendir; çünkü insanın da -evrensel boyutta olmasa da- "ol deyince olduran" güce sahip, tanrısallıktan mikronik parçalar taşıyan bir varlık olduğunu işaret eder. "Ol" deyince "olduran" ise sadece inanç, yani beyindir.

Bu yüzden okült faaliyetlerinde başarısız olan her aprentis öncelikle bu yanını onarmalı, yani "ol" deyince var edecek gücü olduğunu, bu gücün yaygın kültür (ataerkil kültür) tarafından planlı olarak -insanoğlunu güçsüzleştirmek adına- yok edilediğini kabul etmelidir.

Özetle, varlıklarla kontak kurmanın ilk yolu kurulabileceğine ve bizzat kurabileceğine inanmaktır.

Öğrencilerim sıklıkla "inanıyoruz, olmuyor" şeklindeki sözlerle yakınırlar; ben de onlara her zaman derslerde paylaşılan ve tanrıça Nuith'e atfedilen sözlerle yanıt veririm: "Nuith'in 'Bana bir toz zerresi bile verseniz, o anda her şey yıkılır' dediğini anımsayın". Nuith var mıdır, ona bir şey verilmeli midir? Burası meçhuldür; ancak kesin olan (hatta bilimsel kesinliği olan) yegane şey, gözden (bilinçten) kaçan, bilinçaltı kuşku kırıntılarının (toz zerreciklerinin) her an var olabileceğidir. Aprentisin ilk işi bu kıyı köşedeki tozları temizlemek, hatta bulmak adına en ücra köşelere göz gezdirmektir.

İkinci olarak cinlerin yani varlıkların ne olduğu konusunun bilinmesi önemlidir.

Varlıklar, tıpkı tanrılar gibi, insan bilinci (ya da başka etkenler) ile kuantum uzay zaman dokusundan var edilen farklı vibrasyon frekanslarıdır. Yani temelde siz, ben ve tüm evren gibi birer vibrasyondurlar. Onlarla kontağa geçmek için öncelikle onları gerçekleri ile tanımak gerekir. Ataekil kültür ve okültizmin yüzyıllardır tarumar ettiği (perişan ettiği, karıştırdığı) insan bilinci (yani kişisel inançlarınız) ile "aleme" gireseniz büyük başarı elde etmeniz zordur. İletişim, ancak iletişim kurulacak mekan doğru belirlenmişse kuruabilir. En güçlü vericilerle hatalı frekanslarda yayın yaparsanız geri alacağınız sadece "tıss" sesi olur.

İletişim kurmak adına yapmanız gereken son eylem ise beyninizin gücüne inanmaktır. Ataerkil okültistlerin yüzyıllardır verdiği bir diğer hasar, insanları "metod orijin"liğe yöneltmek, metodun her şey olduğuna inandırmaktır. Oysa kontak metot değil, sadece beyin ile kurulur. Her insan bir büyücüdür. Her insan cin de denileblecek gerçeklerle gün boyu kontaktadır. Ama becerisinin farkına varması ve onu kullanma yeteneği -inancı yıkılarak- dumura uğratılmıştır. Metotlar ise bu yetenek uyandırılana dek kişiye koltuk değneği görevi yapacak yardımcılardır. Yani metodlar yardımcıdırlar, "orta direk" değil.

En güçlü majisyen, aleme heyecan dolu girmiş olan bir aprentisin son derece can sıkıcı bulacağı bir adamdır (yazılar içinde eril sözcükleri özellikle kullanıyorum); çünkü aprentisler hocalarının kendi idealize ettikleri kimlikte olmasını beklerler doğal olarak. Oysa adeptlerin pek çoğu gece geç saatlerde garip tılsımlar yapıp, acayip karışımlar oluşturup, söylenmesi zor kelimeleri tekrar eden kişiler değil; ister köpeğini gezdiriyor, ister toplu taşıma aracında yol katediyor, ister klozette oturuyor olsun (bazen gruplardan uzaklaşıp çalışma yapamanın en kolay yoludur tuvaletlere kaçmak) elini alnına götürüp gözlerini kapattığında bir-iki saniyede çalışmasını yapabilecek yeterliliğe ulaşmış kişilerdir. Zaten asıl hedefleri komşudaki cilveli hanımı "eve atmak" olmadığı için o güce sahip olabilmişlerdir.

Toparlayalım:
Bakış açısını değiştiremeyen;
- kesin metot arzulayan/arayan,
- okültizm ile teatral ortamlara girmek isteyen,
- sadece istediği sonuçları var etmeye uğraşan,
- asıl amacı üstünlük verecek güç elde etmek olan
aptentisler "sorcerer's apprentice" olmanın ve ortalığı dağıtmanın ötesine pek geçemezler.

Bir aprentis öncelikle metot değil, doğru bakış açısı yakalamak adına BEYNİNİ eğitmeli, hayat görüşünü değiştirmelidir. Eğitimimizde soru-cevaba dayalı iletişimde var etmeye çalıştığımız yegane sonuç budur ve bu süreç gerçek bir inisiyasyon sürecidir. Metotlar ve çalışmalar ancak bundan sonra ona mutluluk verecek sonuçlar yaratacaklardır.

Son olarak buradan -nezdinizde- tüm aprentislere seslenmek isterim: Sözlerim beklentilerinizi karşılamıyor olabilir, ancak kısayollar sanal ortamlara ait gerçeklerdir. Majikal yetenek sadece bir hocanın sözlerine saygı duyup, bakış açısını değiştirerek elde edilir. Zaten inisiyasyon -öğrencilerin istediklerini marketten seçer gibi aldıları değil-, beyin yapılarını değiştirmeyi hedefleyen bir süreçtir... ve sadece bu yüzden zordur.

Kolay olan maji, zor olan inisiyasyondur; ama inisiyasyon olmadan majikal yeteneğe ulaşmak neredeyse imkansızdır.

5 Aralık 2018
Islamdaki büyü ile maji arasindaki fark nedir?
Islamda büyük günahlardan biri sayilan büyü ile maji arasindaki fark yahut baglanti nedir? Hatiyliysam lütfen düzeltiniz ancak anladigim kadariyla maji ile insanin güzel ve istedigi gibi bir hayat yasabileceginden bahsediyorsunuz. Bu konu ilgimi çekmiyor degil elbette. Ancak ögrenip uygulamadan önce emin olmak istiyorum. Daha dogrusu hiç degilse konu hakkinda bilgi sahibi olmak... Bildigim kadariyla Kur'an 'da büyünün sirk oldugu melekler tarafindan insanlara ögretildigi bunu ögrenipte kullananlarin dünyada istediklerini elde edecekleri ancak ahiretten hiç bir pay alamayacaklari ve her ne kadar büyüye basvururlarsa basvursunlar sonuçta her seyin Allah 'in izniyle oldugu ve büyünün sirk sayildigindan söz edilmekte. Sizin bu konudaki görüsleriniz nedir? Kur'an'daki büyü tam karsiligiyla maji midir? Yoksa tamamen farkli midir?

YANIT
Önce Müslümanlık hakkındaki görüşlerimizden kısaca söz edeyim: Biz İslam ile Müslümanlığı farklı algılıyoruz. Bu düşünceyi ise çok uzun yıllar önce tanıdığım bir alevi dede olan Sevindirik Dede ile yaptığım sohbetler sonrasında edindim.

Sorunuza ise birkaç şık bazında -biraz dolaylı olarak- yanıt vereyim:

1- Anaerkil paganizm ve Müslümanlık arasında ilginç benzerlikler vardır:
Öncelikle ikisinde de affedicilik, anlayış, özveri, hoşgörü, uyum yeteneği, efendilik, sabır, sadakat, paylaşım, karşılıksız verme, besleme vb. benzeri kavramlara erişmek hedeflenmektedir: Ayrıca su ile tapınma (abdest), toprağa saygı (teyemmüm), cinselliğe yer verme (Hıristiyanlık ve Yahudilikte lanetlenen bir kavramdır seks, hz. Muhammet’in ise cinsel yaşam üzerine yasaklayıcı içerikte olmayan bir çok hadisi vardır) gibi nitelikler paganizmde de benzer şekilde yer almaktadır.

2- Müslümanlık (İslam değil, Müslümanlık) tek tanrısı Allah, Hıristiyanlık ve Yahudilik tek tanrısı Yahveh’e benzemeyen bir güçtür. Onun yegane ereği -Yahveh gibi- kendine baş eğdirmek veya kendine efendilik payesi verdirmek değil, “iyi insan” yaratmaktır. Kuran ile İncil ve Tevrat’ın içeriği karşılaştırılırsa bu sonuca kolayca varılabilir. ("İncil ve Tevrat kötü kitaplardır" gibi bir iddiamın olduğu düşünülmemelidir; vurgulamak istediğim aradaki ciddi farklılıklardır.)

3- Maji -beyaz ve kara olarak- ikiye ayrılır. Beyaz majisyenler majiyi çıkar amaçlı değil, daha iyiye gitme hedefli kullanırlar. Majikal eğitimin iki ayrı kullanım alanının olması onun “self defence” eğitimine benzemesine bağlanabilir. Bu eğitimlerle düşmana karşı koyabilirsiniz, kişisel gelişim sağlayabilirsiniz (örn. Kung Fu ile); ya da adam soyar, kadın kaçırırsınız. Eğitim aynı eğitimdir; kullanma yolu kişiye özeldir. Majikal eğitim ile de, isteyen kara büyücü olur, isteyen beyaz büyücü.

4- Müslümanlıkta beyaz maji kullanımının olduğu söylenebilir: Pozitif amaçlı -büyü adı verilebilecek- birçok uygulama hocalar tarafından önerilmektedir. Örneğin ulemanın, kendilerine baş vuran kişilere “Şu duayı şu kadar, şu zamanda oku” şeklinde yönlendirmeler yaptıkları bilinir. Bu uygulamaların ise beyaz maji olarak yorumlanması mümkündür.

5- Eğitimimiz beyaz maji eğitimi temellidir. “Pozitif Enerji Eğitimi” bütünü ile aprentis’i “pozitif enerji” adı altında (özellikle danışmanlık aşamasında) iyilik adlı kavrama yönlendirmeyi amaçlamaktadır. İyilik kavramının bir eğitim şeklinde verilme gerekçesi ise çağdaş (özellikle de dindar olmayan) beyinlerin bu kavram ile iletişiminin bir ölçüde kopmuş olmasıdır.

Sözün özü, insanlarda iyi duygular yaratmayı, çevrelerine daha olumlu yaklaşmalarını, onlara hayr ve bereket verecek davranışları öğretmeyi hedefleyen bir şeyin Allah indinde günah olmayacağına inanıyorum. Eğitim tabii ki başka amaçlarla da kullanılabilir. Ama unutulmamalı ki Kuran-ı Kerim ile bile kara büyüler yapılabilmektedir.

20 Aralık 2017
Maji ile yaratmak
İlk sorum, maji ile yaratimin belli sinirlari var midir? İkinci sorum maji yaptigimi saniyorum ama bir saglik sikintimla ilgili istedigim olumlu sonucu 2-3 yil sonunda aldim. Bazen anlik hatta saniyelik olan maji neden bazen bu kadar uzun ve zahmetli oluyor?

YANIT
1- Maji ile yaratmanın sınırı yoktur; çünkü aslında maji diye bir şey yoktur! Maji diye yapılan paralel evren yaratmaktır ve herkes, her an paralel evrenler yaratır. Maji ise bu gündelik işi bilinçle yapma ilmidir. Hayatın zenginliğine, yani yaratılan paralel evrenlere (alternatiflerin çokluğuna) bakmak majinin sınırlarının olmadığını gösterecektir. Ancak beyin elektriği negatif olduğu için yaratılan evrenler genelde mutluluk verici değillerdir. Maji, beyin elektriğini pozitive etmek anlamında kullanılırsa asıl yerini bulmuş olur. Pozitive olmuş beyin vibrasyonları mutluluk ve rahatlık verici paralel evrenlere -onları yaratmaya bile gerek olmadan- an bazında sıçrayacaklardır.

2- Kader diye birşey yoktur. Kader, yani gelecek, “beyninize yol verdiğiniz” vibrasyonlarla belirlenir. Neyi, ne zaman, ne kadar davet ederseniz; o şey, o zaman, o kadar olur.

Beyin vibrasyonları negatif iken majikal başarı beklemek hem fazla iyimserliktir, hem de olumsuz vibrasyonlarla astrala açılan beyin, olumsuz enerjileri daha çok envoke edeceği için tehlikelidir.

Oysa şöyle bir açmaz vardır: Maji genelde şartlar olumsuzken, yani şanssızlık süreçlerinde, yapılır. (Her şey yolundayken aprentisler maji yapmazlar pek.) Şanssızlık süreçlerinde ise beyin elektriği yüzleşilen olumsuz olaylar yüzünden negatiftir.

Adept'in üstünlüğü bu anlarda/süreçlerde ortaya çıkar: Adept genelde kadere müdahil olmaz. Birim (küçük) olaylar için maji yapmanın anlamsızlığını bilir. Bu bilgeliğe varma uğraşında/sürecinde yüzleştiği sorunları aşacak kapasiteyi elde ettiği için bulunduğu yere gelebilmiştir. Bu yüzden zorlu süreçlerde olumsuz şartları düzeltmek adına DEĞİL, olumsuz şartlara dayanmak için güçlenme (beyin elektriğini pozitive etme) çalışmalarına yoğunluk verir. Beyindeki acı/korku/öfke azaltıldığı oranda şartlar da buna paralel hızda iyileşecektir. (Eğitimimizde BU YÜZDEN majikal eğitim, pozitif enerji eğitiminin tamamlayıcısıdır.)

Bu bir geri besleme mekanizmasıdır: Madem ki beyin elektriği negatif olduğu için şartlar olumsuzlaşıyordur; şartların olumsuzlaştığında şartlara değil, beyin vibrasyonlarını düzeltmeye yönelmek gerekir. Maji, bu mantalitede (zihniyette, anlayışta) yapıldığında son derece hayırlıdır. Bu tavıra ise majikal bilgelik, ya da Beyaz Büyücülük denir.

12 Aralık 2017
Bana büyü yapıldı.
Bana büyü yapıldığını biliyorum ve sizin tarafınızdan iptal edilmesini rica ediyorum.

YANIT
Majinin iptali diye bir şey söz konusu olamaz... ta ki siz iptal edildiğine inanana dek!.. çünkü majiyi gerçek kılacak olan asıl unsur inançtır. Bu yüzden yapılan majikal bir çalışmanın başarılı olmasını sağlayan faktörlerden biri kişinin kendisine maji yapılacağından veya yapıldığından kuşkulanmasıdır. Kuşku varsa, inanç var demektir aslında. Bu yüzden o kişiye kimse büyü yapmamış olsa bile kişi kendi kendini –inancı ile- büyülemiştir. KOnuyu ters yönlü olarak ele alalım: Bir çalışma yapıldığında inanç yoksa, çalışma hedefe ya dokunmaz, ya da en fazla “teğet geçer”.

Yıllar boyu (büyük olasılıkla bu sayfayı okuyan kişilerin yaşı kadar yıl içinde) maji alanında yoğun biçimde çalışırken müşahede ettiğim durum kendine büyü yapıldığını düşünen kişilerin sadece boş bir kuruntuda olmalarıdır. Büyü, o kadar kolay başarılacak bir şey değildir. Metoda (şu duayı oku, şu şekli çiz vb.) fazla bağlı değildir; beyin gücü ve beyin eğitimidir önemli olan. Yani beyin “yapılandırılmasına” sahip olmayan sıradan insan sağdan soldan duyduğu yöntemlerle ne yaparsa yapsın sonuç alamaz.

Gerçek büyücüler sadece elementleri, saatleri, renkleri, sicilleri bilen değil; evrenin işleyiş mekanizmasını öğrenmiş kişilerdir. Söz konusu öğrenme sürecinde niteliksiz ve "mundane" olaylarla uğraşmamayı da öğrenirler. Majikal bilgelik sadece budur ve sadece majikal bilgelik sahibi kişiler güçlü büyücüdürler.

Çok basite indirgeyelim ve yineleyelim: Size büyü yapmış olan kişi –size büyü yaptığı, bunu istediği, bu işle uğraşacak yapıda olduğu için- büyük olasılıkla büyücü filan değildir. Eğer olsa, size büyü yapmak gibi bir sıradan iş ile uğraşmaz, uğraşmaması gerektiğini yaşayarak öğrenmiştir.

Büyü, yüzyıllardır –büyücü olmayan, olamayan kişiler tarafından- yanlış tanıtılmaktadır; çünkü bu kişiler elde edemedikleri güçlerini ancak böyle safsatalar yaratarak, dolaylı olarak güçlenmek peşinde koşarak elde etmeye çalışmaktadırlar.

Her şeye rağmen –yine- olayı ters açıdan ele alayım: Diyelim ki bir rastlantı sonucu bir kişi –saçma sapan konularda, küçük ihtirasları nedeni ile- büyü yaptı ve başardı. Bu başarı kesinlikle uzun süreli olamaz. Evrensel kader tek bir insanın kalıcı olarak akışı değiştirmesine olanak sağlamayacak kadar güçlü biçimde akmaktadır.

Toparlayayım: Sadece rahat olun. Her önüne gelenin büyü-müyü yapamayacağına inanın. Başınıza gelen tersliklerin nedeninin –büyülendiğiniz hakkındaki kuşkunuz ile- olumsuz süperpozisyonu çöktürmeniz olduğundan kuşku duymayın.

Rahat bir beyin süredurumunda olmak büyüyü bozacak en güçlü çalışmadır.

Kendimizden başkalarına büyü yapmamaktayız çünkü kadere müdahil olmanın yanlışlığına inanıyoruz. Sorunlardan, beyin elektriğini düzenleyerek kurtulmak çok daha akılcı ve kalıcı. Bu konuda; kendi kendinizin büyücüsü olmak için Majikal Eğitim, beyin elektriğinizi düzenlemek için Pozitif Enerji Eğitimi alabilirsiniz.

Unutmayın: Herkes belli bir kapasite ile doğar. Bu kapasiteyi bir çanak dolusu suya benzetebiliriz. Suya -kazanım adına- fazladan ne eklerseniz su biraz taşar, ki, bu kayıp anlamındadır. Ekleme yapmanın yegane yolu çanağı genişletmektir. Çanak genişleyince içine sular kader tarafından kendi kendine doldurulur. Yani kazanımlar ekleme ile değil, çanak yapısı ile belirlenir. Bu yüzden hedef çanağı doldurmak değil, genişletmek olmalıdır. Maji, çanağı genişletmek için kullanılabilir.


ANA SAYFA    |    Sorular    |    Astroloji    |    Kuantum    |    Makaleler    |    Filmlerimiz    |    İletişim

Dizayn: JANUS722.com    |    © 2015 -