Majikal Eğitim | Pozitif Enerji Eğitimi
Kuantum/Maji Eğitimi | Astroloji Eğitimi
ve DANIŞMANLIK
SİTEYE ÜYE OLUN
Güncellemeleri hemen haber alın,
üyelere özel sayfalara girin.
ÜYE GİRİŞİ

BU SAYFAYI PAYLAŞIN! >>
BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN >>

Pozitif Enerji Eğitimi Alın | Eğitimin Programını İnceleyin

JANUS'A SORUNUZU İLETİN!

JANUS

SORULAR ANA SAYFA | Maji | Astroloji | Fal / Tarot | Kuantum | Ezoterizm | Müslümanlık | Pozitif/Negatif Enerji | Reenkarnasyon/Ölüm Ötesi
İlişkiler | Özel İlişkiler | İş Hayatı | Janus

SORULAR

29 Mart 2018
Nazar nedir?
Merhaba, ilgisiz olacak ama gözleriniz mavi mi?

12 Mart 2018
Janus umutsuz ve başarısız mı?
"Janus kimdir?" kisminda "Benim savasimda ne yazik ki her sey bir baska bahara kaldi" yazmissiniz. >>



YANITLAR

29 Mart 2018
Nazar nedir?
Merhaba, ilgisiz olacak ama gözleriniz mavi mi?

YANIT
Hayır değil :) Açık denilebilecek olsa da sıradan bir kahverengi.

İnsanların gözlere yönelik başlıca ilgisi gözlerin renkleri… Gözlerle ilgili asıl önemli kavram -gözlerle enerji alınıp, beyinden enerji yayıldığı- ise fazla “görünür” değil! Siz hazır soruyu sormuşken konu ile ilgili bazı bilgiler paylaşayım.

Gün boyunca “görme” dediğimiz olay aslında çevredeki enerjinin (ışık bir enerjidir) reseptörlerce “alınması”, ardından beyne yollanıp beynin bize “görme” dediğimiz ortamı sunmasıdır.

[Her beynin “görme” adı altında yarattığı veri kişiye özeldir ve birinin beynini kısa süreli kullanma şansımız bulunsa onun “görme” olarak ifade ettiği ortamın bizimkinden hayli farklı sayıldığını anlayarak endişelenecek olabiliriz. Matrix I adlı filmin konusu zaten bu gerçek üzerine kuruludur. Kimse aslında sadece bir beyin ve ona yollanan sinyallerden başka bir şey olmadığını kanıtlayacak durumda değildir.]

Reseptörlerce alınan enerji beyinde aksiyon potansiyeline (elektrik sinyaline) dönüşür, bu sinyal de NT’ler (nörotransmiter) ve NM’ler (nöromodülatörler) ile bir duygu süredurumunu yaratır.

Söz konusu süredurum beynin EM (elektromanyetizma) ortamına biçim veriyor olabilir!

Konuyu açalım:

EEG ile ölçülen beynin elektrik alanıdır. Ancak nerede “akan” bir elektrik alan varsa orada EM alan da vardır. Bu yüzden kimilerine göre EEG verileri aslında beynin elektrik charge farklılıklarını değil, EM alanını ölçmektedir.

EM alan ise fotonlardır, ışık dahil tüm EM radyasyon fotonlardan oluşur.

Şimdi ilk önemli noktaya gelelim:

Hollandalı bilim adamı Herms Romjin, fotonların bilinç taşıyıcıları olduklarını; sübjektivitenin/bilincin beyindeki EM alana, yani fotonlara kodlandığını öne sürmektedir. Bilinç sözcüğü ile kastedilen ise düşüncelerden duygulara ulaşan her şeydir. Bu yüzden beyindeki EM alan duygu ve düşünceleri içerir!

EM akım (dalga) her dalga gibi ilerler; dahası bildiğimiz dalgalar gibi maddesel ortama gerek duymaz, boşlukta bile ilerler… Hem de “ille de” ışık hızında ilerler. Bu yüzden bilinç olarak adlandırılan beyin EM radyasyonu da ışık hızında “yayılır”.

Ve şimdi de ikinci önemli noktaya gelelim:

EM radyasyonun frekansı olduğuna göre EM radyasyon vibrasyon demektir. Her vibrasyon ise benzer frekans ile rezonans yapar.

Bu işlem okültizme göre gün boyu uygulamakta olduğumuz ve bize uygulanmakta olan işlemdir. Gizemli ve esrarengiz bir bilinmezlik sanılan maji, aslında bu gündelik işleme yönlendiricilik katmaktan başka bir şey değildir. Bu yüzden insanların gün boyu birbirlerini büyüleyip/büyülenip durmakta olduklarını öne sürmek fazla abartılı bir yorum sayılmaz.

Son önemli noktamıza gelelim:

Geleneksel (eski okul) okültizm söz konusu durumun sadece "etkiLENME" (gözlerden enerjinin girişi ve görme) değil, "etkiLEME" de yarattığını öne sürer. Bazı kişilerin telekinezi yeteneklerinin düşünerek değil, sadece bakarak sonuç yaratması (örneğin bakarak cam eşyaları kırmaları), ayrıca biri bize baktığında, ona bakıyor olmasak bile bakışını hissedip ona dönmemiz benzeri olaylar bu düşünceye kanıt teşkil edebilir.

Yani okültizme göre gözlerden alınan EM radyasyon, beyinde işlenip duygu şeklinde yorumlandıktan sonra var edilen “beyin EM alanı”, gözler aracılığı ile geri yollanmaktadır.

Gözlerden yayılan EM radyasyona ise halk arasında nazar denir.

Beyindeki EM radyasyon gözlerden yayılıp yayılmadığı tartışmalı olsa da, bir şekilde yayıldığı için bazı varsayımlar geliştirelim: Gözlerden alınan EM dalgaların bazı beyinlerde “haset” adlı negatif vibrasyonu var ettiğini düşünelim. Bu duygunun sahibi geniş genliği olan dalga boyuna sahipse enerjisini -belki gözlerden, belki sadece beyinden- bilincine varmadan fışkırtacak ve farkında olmadan haset duyduğu kişiye lanetleme çalışması yapacaktır. Ne yazık ki bu istemsiz eyleminin son derece olumsuz geri yansımalarını alacağı da açıktır. Yani haset, eğer çok güçlü ise, düşük genliği olan bir vibrasyonu etkisi altına alıp negatif açıdan etkileyebilir. Düşük genliği olan vibrasyon sahiplerine ise halk arasında “yıldızı alçak” denmektedir.

Görülmektedir ki olumsuz duygular diğer kişileri etkilemekte, bu bilinçsiz etkileyiş ise etkileyene geri dönebilmektedir. Bazı inançların (örneğin Müslümanlığın) “kötü gözle bakma, günahtır” kavramının kaynağı “nedensellikten yoksun şekilde buyurmak” değil; kişileri NE’den, yani aslında NE’nin var edeceği acıdan koruma çabası olabilir.

14 Mart 2018
Janus umutsuz ve başarısız mı?
"Janus kimdir?" kisminda "Benim savasimda ne yazik ki her sey bir baska bahara kaldi" yazmissiniz. Kaderimizi kendimiz yaziyorsak neden kendinize böyle umutsuz ve basarisiz bir son yazdiniz?

YANIT
Kaderimizi kendimiz yazıyor olmamız, kesinlikle iyi şekilde yazabilecek olmamız anlamına gelmiyor.

Sayfamda anlattığım gibi ne yazık ki pozitif enerji ile tanışma tarihim epey geç oldu ve kendimi batırdığım bataklıktan her şeyini kaybetmek gibi bir bedel ödeyerek bile çıkmak olası değildi. Yapılması gereken yegane şey düşünce yapısını (beyin EM alanı vibrasyonunu) değiştirmekti.

Doğrudur, öğrencilerimden ve daha birçok insandan daha büyük bir hızla, doğru yönlere (yani sağa sola sapmadan) ilerlemekteyim; ancak o kadar gerilerden başladım ki, henüz yolun yarısının biraz ilerisinde, bazı öğrencilerimden gerideyim. “Öğrencilerinizden gerideyseniz nasıl hocalık ediyorsunuz?” gibi bir sorusu olan bir varsa yanıtım şöyle olacaktır: “Bilmek, yapabilmek ve öğretebilmek (hatta öğretmeyi istemek) farklı şeylerdir.

Temelde başarısız olduğuma inanmıyorum. (Kendini övmek gibi almayın, bir gözlem bu.) Yaşantımdaki elde ettiğim güzellikler ve yıllardır giderek iyileşen yaşam şartlarım bu inancımın kanıtıdır. Ancak bu dünyada nefes aldığınız sürece yeni dersler ve sınavların sonu hiç gelmeyecektir; bu bitmek tükenmek bilmez süreçte Hz. Muhammet ve ulu önder Atatürk dahil herkesin -sadece insan olduğu için- arada alacağı kırık notlar vardır.

Bence benim kırıklarım bol olsa da çabama saygı duyulduğu için diğer alemde ilk adımda sınava çekildiğimde “kanaat notu” ile sınıf geçeceğim.

[
Ölüm ötesinde ruhların bir anlamda sorguya çekilmesi düşüncesi mitolojilerde yer alır. Mısır inancındaki hakim Baba Tanrı’nın emanasyonlarından olan Osiris’tir. Yunan mitolojisinde ise anaerkil Girit’in kralı Minos’tur.

Girit, anaerkilliğin en benzersiz örneklerindendir:

Myths of Crete & Pre-Hellenic Europe, Donald A. Mackenzie s.171
“Girit’te baba kültü inancının izi yoktur. Hellenik Zeus adada sadece bir isimden öte anlam taşımaz. Ulu Ana’nın oğlu olan genç tanrıya (o zamanlar Zeus inancı yeni gelişmekteydi) uyarlanır.”

Tanrının Maskeleri (Batı Mitolojisi), Joseph Campbell s.57
Minos kültürü birçoklarının belirlediği gibi anaerkildir. Hanımlarınm güzel farbelalı etekleriyle, cömertçe dekolte giyimleri, şık saç kesimleri ve zevkli saç bağlarıyla zarafet ve incelik içinde, özgürce erkeklerle kaynaşmaları, meydanlarda, boğa ringlerinde sevimli, canlı, serbest, hareketli gevezelikleriyle, hatta erkek atlet kemerleriyle tehlikeli biçimde boğa boynuzlarında ve sırtlarında perende atmaya kalkışmalarıyla, o zamandan beri uygarlığın eşitlenemeyen inceliğini gösterir.

Girit, savaşçı bir ülke de değildir. Tanrının Maskeleri (Batı Mitolojisi), Joseph Campbell s.57
Yunanlıların gelişinden önce Girit'te duvarla çevrilmiş şehir yoktur. Silaha ait bir kanıt yoktur. Eserlerinde kralların fetihlerine ilişkin savaş sahnelerinin rolü olmamıştır.

Girit, ortalama İÖ 1200’de ilerde Hellen kültür ve dinini kuracak olan Dorlar tarafından yıkıldılar. Dorlar göçebe bir toplumdu ve savaşçıydılar. Girit uygarlığını ve ana tanrıça tapımını yıktılar; yerine bu günün Batı uygarlığının temeli sayılan Grek kültürünü ve ataerkil dinini kurdular.

Tanrının Maskeleri (Batı Mitolojisi), Joseph Campbell s.63
Minos uygarlığının Miken Kahramanlar çağı (yani son Minos dönemi İÖ 1450-1100) Avrupa'nın kuzeyinden işgal dönemini, (...) tanrıçanın uzun-verimli dünyasının son günlerini ve tanrıların savaşçı oğullarının dönemine girişi gösterir.

Sözün özü, hakimler son derece pozitif kimliklerdir. Ölüm ötesindeki kanun adamları herkesi kucaklamaya hazırdırlar.
]

Diğer aleme intikal ettiğimde hocalarım kişisel inisiyatiflerini kullanarak sınıfta kalmama izin vermezler ve “cennete one way biletin hazır” derlerse onlara cevabım “bir daha bedenlenmeyi istemek” olacak. İzin verirler de cennette sefa etmek yerine, bir kez daha dünyaya gelirsem aktaracağım çok birikimim ve bilgim; yapacağım çok şey var.

Prof. Engin Geçtan “Öğrenmek benim mutluluğumdur” derdi. Benim mutluluğum ise korkarım ki keyif etmekten çok “öğretmek”.


ANA SAYFA    |    Sorular    |    Astroloji    |    Kuantum    |    Makaleler    |    Filmlerimiz    |    İletişim

Dizayn: JANUS722.com    |    © 2015 -