Majikal Eğitim | Pozitif Enerji Eğitimi
Kuantum/Maji Eğitimi | Astroloji Eğitimi
ve DANIŞMANLIK
SİTEYE ÜYE OLUN
Güncellemeleri hemen haber alın,
üyelere özel sayfalara girin.
ÜYE GİRİŞİ

BU SAYFAYI PAYLAŞIN! >>
BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN >>

Pozitif Enerji Eğitimi Alın | Eğitimin Programını İnceleyin

JANUS'A SORUNUZU İLETİN!

MÜSLÜMANLIK

SORULAR ANA SAYFA | Maji | Astroloji | Fal / Tarot | Kuantum | Ezoterizm | Müslümanlık | Pozitif/Negatif Enerji | Reenkarnasyon/Ölüm Ötesi
İlişkiler | Özel İlişkiler | İş Hayatı | Janus

SORULAR

11 Nisan 2018
Alevilik ve Müslümanlık
Aleviligin müslümanligin bir kolu oldugunu düsünmüyorum. Yaniliyorsam açiklarsaniz sevinirim. >>

7 Mart 2018
Aşağıdaki sorui 5 Mart 2018 tarihli Anne/baba ile ilişkiler ve kuantum mekaniği başlıklı soruya verilen yanıta istinaden sorulmuştur.
Müslümanlık, Ataerki ve Pozitif Enerji
İslamda da bu şart vardır. Dikkati çekmek istedim. >>

2 Mart 2018
Vahiy ve Cinler
Vahiy nedir?



YANITLAR

11 Nisan 2018
Alevilik ve Müslümanlık
Ben ilk basta sünni müslümandim (ilk basta ailen hangi dindense haliyle sen de öyle oluyorsun). Ama yasim ilerledikçe bazi çeliskiler ve kafama yatmayan seyler farkettim. Ve uzunca zaman dinleri arastirdim. En son en olunabilir dinin Alevilik oldugunu farkettim. Gerçi illa bir dine mensup olmamin gerekmedigini de anladim bu yolda. Siz hep ataerki ve anaerkiden bahsediyorsunuz. Acaba Aleviligin genel olarak insana verdigi deger bakimindan ve kadinlara çogu dinin aksine erkeklerle esit davranmasindan anaerkil bir din midir? (Din diyorum çünkü Aleviligin müslümanligin bir kolu oldugunu düsünmüyorum. Yaniliyorsam açiklarsaniz sevinirim. Tesekkürler :))

YANIT
Müslümanlık yetkin olduğum bir alan değil; bilgimin sınırları bu konular içinde var olan her araştırmacınınki kadar. Bu yüzden okuyacaklarınızın sadece kişisel düşüncelerimi içerdiğinin altını çizeyim.

Bana göre Müslümanlığın ilksel şekli Alevilik benzeri bir yapıdadır. Alevi dedeleri ile yaptığım geçmiş görüşmelerde duyduğum kadarı ile (ki, bu görüş Rıza Zelyut benzeri araştırmacıların kitaplarında da yer almaktadır) hz. Muhammet, hz. Ali’ye biat etmiştir.

Bu sözler gerçeği mi yansıtmaktadır, bilemeyecek olsam da kişisel düşüncem Müslümanlığın en başta daha farklı bir yapıda olduğu, hz. Muhammet’in vefatından sonra şekil değiştirdiği yönündedir. Alevilik inancına paralel olan (içkinin hayırlı olduğu, herkesin istediği tanrıya inanma özgürlünün korunması vb.) ayetlerin "nesh edilmesi"ne karşın, “Allah’ın görüş değiştiremeyeceği” hakkındaki ayetlerin varlığı (örneğin Ahzab 62) bu görüşü doğrular niteliktedir. Allah görüş değiştirmezse, nasıl olmuştur da ayetler nesh edilmiştir?

Bildiğinizi gibi Kuran, hz. Muhammet zamanında toplanmamıştır ve her konuda hadisi bulunan peygamberin konu hakkında bir isteği/talebi/yönlendirmesi de yoktur. Bu yüzden ölümünden sonra toplanma isteklerine sahabe “efendimiz toplanması gerekseydi söylerdi” sözleri ile uzun süre karşı çıkmışlardır. Ancak ridde (dinden sönme) olayları fazlalaşınca toplanma kararı kesinlik kazanmıştır.

Kanımca Kuran toplanırken, varlığı tehlikeye giren dinin yok olmaması için aşırı gayretkeşlikle bazı ayetler eklenmiş ve yapı bozulmuş olabilir. Zaten toplanan Kuran da orijinal şekli ile muhafaza edilememiştir. Diğer yandan düşünmek gerekir: Hem hz. Mevlana’nın, hem de Işid militanlarının söz ve davranışlarının kaynağının aynı kitap olması çelişik değil midir?

Bunlar -fazla değeri olmayabilecek- kişisel inançlarım. Ancak altı çizilmesi gerekli bazı gerçekler de var.

“Son ve evrilmiş din” olarak lanse edilse de Müslümanlık ve tek tanrısı Allah; Hıristiyanlık ve Yahudilik dinleri ile tek tanıları Yahveh’e hiç de benzemeyen yapıdadır. Hıristiyanlık ve Yahudilik kitaplarında Kurandaki gibi gerçekten pozitif enerji envoke edici yüzlerce bilginin zerresi bulunmaz. Kuran’daki Allah portresi aşırılık içeren unsurlar (ki, bunların varlığı “sonradan eklenen ayetler” teorisine gönderme yapar) çıkartılırsa -vericiliği, şefkati, ihsanı vb. açısından- sümme haşa, çeşitli mitolojilerin Baba Tanrı’sına (mitolojilen baş tanrılarından söz etmemekteyim) neredeyse tıpkı denecek kadar benzemektedir. Yahveh ise kötücül, kindar, kendini "savaşçı" olarak niteleyen baş tanrılara neredeyse tıpa tıp benzer. Bu konuda bir çok araştırmacının eserinin olmasından öte, sitemizde de Yahveh; Marduk ve Zeus mu? başlıklı bir araştırma da vardır.

Zaten kanıtlanmamış, bilim dışı bir varsayıma göre Allah adı önceden El Lah şeklindedir ve El Lat ile counterpart’tır. Nabat’lar paganist oldukları için -din tehlikeye girince- ilgili ayetler çıkartılmış ve El Lah adı da Allah’a çevrilmiştir.

El Lat, El Hazne’yı yapan uygar ve iyicil Nabatların -el Uzza ile birlikte- Ana Tanrıça’sıdır. Önceleri Kuran’da Necm suresinde "İşte bunlar yüce turnalardır, žşefaatleri elbette ki umulur" ayeti ile övülmüştür! Dahası, peygamber bu sözleri topluluk içinde söylerken bir de secde etmiş, fakat daha sonra bu ayet -peygamberi Şeytan’ın aldatması- olarak yorumlanıp nesh edilmiştir.

Ancak bu “ekleme ayetler” teorisi doğru olsa da, olmasa da, Kuran ve hz. Muhammed’in hadisleri aracılığı ile pozitif enerji ile ilgili -benim bu linkte sayfalarca yazacağımdan fazla- bilgi elde etmek mümkündür. Zaten Aleviliğin özü de -kadın ve içki konusundaki görüşler dışında- Kurana paraleldir. Tüm bu bilgilerin yönlendirmesi ile Aleviliğin, “Müslümanlığın özgün halinin yeniden canlanması” şeklinde görmek çok anlamsız gelmiyor bana.

Aslında -kanımca- yapılması gereken “hangisi nedir, kim kimden aldı, kim neydi, kim ne dedi, hangisi doğru, kim yalan attı” tartışmalarını bir kenara bırakıp “Şeriatler farklı olsa da, hedefler aynı” düşüncesi yönlendirmesi ile iyiliğin yaratacağı kardeşliğe vurgu yapmaktır. Varsın değişik yollardan ilerlensin, değil mi amaç aynı… arada fazla da fark yok demektir.

Ayrıca, ateist olmak da, paganist olmak da güzel sözlerden feyz almak adına bir kitabı alıp iki üç sayfa okumaya ve içerik beğenilirse “Valla kim demişse ne de iyi demiş” demeye engel değildir. (Hınç içinde sakınmak, sadece hınç duyulan kavramı kadere perkitmeye yaratayan bir yöntemdir.) Oysa zıtlıklardaki güzellikleri onurlandırma mantalitesi ile ilerlenirse, yolun sonunda bir yerlerde, en beklenmedik anda, yolların aynı yere çıktığını görüp "Vay! Selam (ya da Selamün Aleyküm), sen de mi buradasın?" denileceği -bence- kesindir.

7 Mart 2018
Müslümanlık, Ataerki ve Pozitif Enerji
Sorum şudur. İslam iyiliği emrediyor. İslam ile sizin pozitif enerji arasında bir bağlantı var mıdır. Varsa o zaman bizim dediklerimizi diyorsunuz bizdensiniz. Bir cevapınızda aile ile ilgili güzel şeyler demiştiniz. İslamda da bu şart vardır. Dikkati çekmek istedim.

YANIT
Yakınlara önem vermenin gerekliliği Müslümanlıkta altı önemle çizilen bir kavramdır ve iki şekilde dile getirilir:

  • Anne ve baba ile olumlu ilişkiler kurulması “Anne babaya iyilik etmeyi emrettik” şeklindeki ayetler ile “temel düstur” şeklinde yansıtılmıştır. (İnsana da, anne babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi onu her gün biraz daha güçsüz düşerek karnında taşımıştır. Onun sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur. (İşte onun için) insana şöyle emrettik: "Bana ve anne babana şükret. Dönüş banadır. Kuran, Lokman 14)

  • Sadakanın tanrıca kabul edilmesi için öncelikle en yakında olana yöneltilmesi şartı vardır. (Eğer fazla (mal) varsa sırasıyla en yakına ve ondan sonraki yakına ver. Bu hadis, kocasına sadaka vermenin doğru olup olmadığını soran bir kadına cevaptır.)

  • Öyle ki, bu “yakın” kavramı akrabaları da içine almaktadır (“Akrabaya verilen sadakanın sevabı iki kat artırılır). Hatta eşlere (karı ve kocaya) da verilebilmektedir. (“Bir yakınını darlıktan kurtardığı için ona iki kat sevap var.”)

Müslümanlıktaki -anaerkil ezoterizmin temel görüşlerine paralel olan- güzelliklerden yazık ki çok az söz edilir. Müslümanlık deyince ön plana çekilip duran erkek egemenliği, içki yasağı, başörtüsü, namaz rekatı benzeri konulardır.

Bu büyük hatanın gerisinde -dinsel ortamda “bile”- egemenlik kurmadan duramayan kimseler vardır. İnsanları mutlu olmaya yönlendirecek nice güzel düşünce ve öneri bu gayretkeş ataerkiller eliyle gömülmüştür.

Çağdaş, yaşama akılcı aspektten bakan, ya da yapısı gereği iman adlı eyleme yakın olmayan nice kişi onlara dayatılan “asık suratlı, yaşam adlı cümbüşe yabancı, kuralcı, hatta yasakçı iyilik modelleri”ne doğal olarak kuşku ile yaklaşır ve sonunda -belki de hiç istemese de- "kötülüğün iyi bir şey olduğu, ama bunun anlaşılamadığı" benzeri argümanlar geliştirmeye başlar. Kullandığı mantık ise basit ve geçerlidir: “İyilik böyle bir şey ise (üstünlük, baskı, kuralcılık, hoşgörüsüzlük, şiddet, bir cinsin egemenliği vb. ile iç içe ise), sunulan kavram iyilik olamaz. İyilik denen şey iyilik değilse, demek ki (iyi olmak adına geriye sadece kötülük kaldığı için) kötülük aslında iyidir.”

Birçok satanik grup (örneğin Aleister Crowley, Anton La Vey grupları) bu mantalite ile doğmuş ve bu yüzden bu grupların -insanı rahata erdirme yolunda hayli kuşkulu olan- söylemleri, “can sıkıcı, baskıcı, yaptırımcı iyi modeli”ni itici bulan çok kişiye çekici gelmiştir.

Oysa Müslümanlığın önerilerinin gerisinde nedensiz boyun eğdiricilik değil, kişiyi "iyilik" adı altında pozitif enerji ile kontak kurdurmak amacı vardır.

Bu düşünceye örnek olarak aşağıdaki ayet ve hadisler verilebilir.

“Kindar” akrabaya verilen sadakanın sevabı iki kat arttırılacaktır:
“Sadakanın en faziletlisi kindar yakınına verilen sadakadır”

Hırs içindeki ruhlar cennete girmeyecektir:
“Biz, onların gönüllerindeki kini söküp attık; onlar artık köşkler üzerinde karşı karşıya oturan kardeşler olacaklar.” (Kuran, Hicr 47)
“Kalbinde zerre miktar kibir bulunan kimse asla cennete girmeyecektir.”

Kalp kıran ve -genelde insanları küçümseme amacıyla- hataları dile getiren kişiler tanrıyı incitmektedir:
“Kalp kıran ve insanların kabahatlerini açıklayan Allah-ü teala'nın lütfunu incitir.”

İyilik -hulus-i kalp ile- (ya da en azından sakince) bakılabildiğinde her yerde bulunabilir. Bulunamaması, negatif vibrasyonların varlığının kanıtı olabilir. Kötülük her yere sızabilir. Aradaki farklı izleyememek ve sızıntılar var diye öğretileri topyekun lanetlemek de negatif vibrasyonların varlığının kanıtı olabilir.

Son olarak izninizle mesajınız hakkında birkaç küçük eleştiri yapayım:
- “Bizden” sözcüğü kullanıldığında, diğerleri dışarıda kalır; ki, bu bir ayırmadır. Ayırmak ise “ayrılanda” değil, “ayıranda” negatif enerji uyandırır.
- Her görüşte diğerleri ile uzlaşan ve ters düşen noktalar vardır.
- Bizim öğretimizin Müslümanlığın birçok donesi ile paralel görüşleri savunduğu doğrudur.
- İyilik (hatta sevgi) emrederek oluşturulamaz.

Kavramların kaynağını (örneğin bu sözü Allah’ın mı, Ana Tanrıça’nın mı, yoksa Brahman’ın mı, hayır efendim, kendi beyninin mi söylediğini, ya da Nevruz’un Kürtlerin mi, İslam’ın mı, Mecusilerin mi bayramı olduğunu) tartışmanın, hatta hangi konuda olursa olsun tartışmanın, amaç olumlu olsa da, beyinden negatif enerji envoke edeceği için insanın kendi ayağına kurşun sıkması, bindiği dalı kesmesi anlamına gelebileceği görülmelidir.

2 Mart 2018
Vahiy ve Cinler
Vahiy nedir?

YANIT
Bildiğinize emin olduğum gibi, bu kavram karşımıza en çok Müslümanlık aracılığı ile çıkar ve kabaca Hz. Muhammet’in “tanrının sesini içsel dünyasında duyması” anlamına gelir. Birçok aydın tarafından anlamsız, hatta gerçek dışı olarak görülen bu kavram bir safsata olmayabilir. Bu sözleri söyleme nedenim ise duyduklarımdan/okuduklarımdan değil, yaşadıklarımdan yola çıkıyor olmam; yani “bedensiz varlığım” ile bu şekilde iletişim kurmamdır.

Varlığıma bir soru sorduğumda beynimde -tıpkı dalgın şekilde değil, yoğun biçimde düşündüğüm zaman yaşadığım gibi- bir “sözler akımı” oluşur. Bu cümlelerin kendi düşüncelerim değil, varlığımın sözleri olduğu akımın -soruyu sorup beynimi boş bıraktıktan sonra- kendi kendine gelmesinden (akmaya başlamasından) ve sözlerin benim jargonumdan farklı olmasından kolayca anlaşılabilir.

Bu sayfanın ezoterizm, okültizm konularına meraklı okurlarını yine düş kırklığına uğratacağım ama, bu yaşadıklarında gizemli hiçbir yan da yoktur! Bunun da nedeni varlıkların (hatalı şekilde isimlendirildiği gibi cinlerin) SADECE kişinin beyni -yani düşünceleri- aracılığı oluşan formlar olmalarıdır. Artık pop kültüre bile yansıdığı gibi: “Düşünceler Şeylerdir” (Thoughts are things). (Bu noktada altını önemle çizmek isterim; “cinim var, hüddamlıyım” benzeri iddiaların sahiplerinin beynine girip orada ne olup bittiğini bilemem. Sözlerim sadece kendimin ve çevremdekilerin yaşadıklarının yönlendirmesi ile edinilmiş bilgileridir.)

Varlıklardan alınan tebliğler, evrenin (kuantum uzayının) derinlerine (Bohm’un Implicate Order’ına) embed olmuş bilgiler (Bohm’un Active Information’u) ile bireyin kendi beyninin elektromanyetik enerjisinin (düşüncelerinin) sentezi ile meydana geldikleri için 1/1 oranında kişinin beyin yapısını da yansıtırlar. Bu yüzden (yani kişinin pozitif ya da negatif elektriğini yansıttıkları için) tehlikeli de olabilirler. “Cin tasallutu” olarak nitelenen nice olayın gerisinde ne olduğu belirsiz bir şeyin, genelde saçma sapan bir neden yüzünden, her nedense ille de saldırması değil (Alaaddin’in cininden sonra özellikle ülkemizde hiç insana yardımcı cin görülmemiştir nedense), kişinin negatif beyin elektriği ile yarattığı bir düşman vardır. Ruh biliminde “psikotik” olarak nitelenen (bizlere göre beyin elektriği tamamen negatif olan) kişiler sürekli “beyinlerinin içinde konuşan varlıklardan” bu yüzden söz ederler. Sözün özü olumsuz beyin elektriği ile kuantum uzay zaman geometrisinde yer alan negatif enerjiyi kazıyarak bir combo oluşturulabilir, kişisel güce paralel oranda buna bir can da verilebilir. (Negativite, pozitif enerjiden daha zor çekilir; çünkü evrenin özü “iyilik” olarak da nitelenebilecek “bölünmüş tamlık”tan yapılıdır.)

Kişisel deneyimlerimden ve yıllar içinde edindiğim bilgilerden sonra benim için Hz. Muhammet’in aynı şekilde Implicate Order ile kontağa geçtiği ve oradan Active Information çektiği düşüncesi çok da akıl dışı değildir. Implicate Order’da kontakta olduğu gerçeğe ise istenilen ad verilebilir; örneğin ünlü kuantum bilimcisi Stuart Hameroff “Ben ona kuantum uzay-zaman geometrisi diyorum siz isterseniz Brahma, ya da Tanrı adını verebilirsiniz” şeklinde konuşmaktadır.

Toparlayayım: Bana göre vahiy adlı eylem kuantum uzayının daha derinlerdeki gerçekler ile beyin gücüne paralel derinlikteki katlarla kontak kurma yeteneğidir. Dileyen bu kontağı kendi beyin EM vibrasyonu ile birleştirip varlıklar yaratabilir.


ANA SAYFA    |    Sorular    |    Astroloji    |    Kuantum    |    Makaleler    |    Filmlerimiz    |    İletişim

Dizayn: JANUS722.com    |    © 2015 -