Majikal Eğitim | Pozitif Enerji Eğitimi
Kuantum/Maji Eğitimi | Astroloji Eğitimi
ve DANIŞMANLIK
SİTEYE ÜYE OLUN
Güncellemeleri hemen haber alın,
üyelere özel sayfalara girin.
ÜYE GİRİŞİ

BU SAYFAYI PAYLAŞIN! >>
BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN >>

Majikal Eğitim Alın | Eğitimin Programını İnceleyin

JANUS'A SORUNUZU İLETİN!

MAJİ

SORULAR ANA SAYFA | Maji | Astroloji | Fal / Tarot | Kuantum | Ezoterizm | Müslümanlık | Pozitif/Negatif Enerji | Reenkarnasyon/Ölüm Ötesi
İlişkiler | Özel İlişkiler | İş Hayatı | Janus

TÜM MAJİ SORULARI
22 Haziran 2018
Majikal çalışmaların geri yansıması neden olur, nasıl olur?
Asiri empatik olup çevresindekilerin duygu durumuna bürünen, devamli duygu degisimi içinde yipranan ve yaptigi majilerin niteligi de bundan etkilenen birine ne önerirsiniz? Yani baskasina yapilan majinin empati nedeniyle kendi basina gelme olasiligi çok yüksek ama bu o kadar büyük bir problem degil,zarar vermek için yapilmiyorsa. Benim sorum daha çok duygu degisiminden güç kaybetmek ve duygularini yalniz degilken kontrol edememekten kaynakli problemler üzerine.

YANIT
Her zamanki gibi öncelikle sözlerimin kendi inançlarımızı içerdiğinden, inançlarımızı ise “mutlak gerçektir” biçiminde empoze etmek gibi bir arzumuz olmadığından söz ederek başlayalım.

Sözleriniz, toplum genelinde görüldüğü gibi, yaygın kültürün bellettiklerinin yansımasıdır. Aydın olduğunu düşünen pek çok kişinin -okuduğu, duyduğu ve kendisine “bilimseldir” diye sunulan- neredeyse HER ŞEYE inanması, aydınlanmayı geçelim, başını derde sokmaktan başka işe yaramamaktadır.

İzninizle, sadece size yardım etme arzusu ile, sözlerinizi ameliyat masasına yatırayım:

“duygu durumuna bürünen”
Böyle bir durumun gerçekliği yoktur, bunlar taklit düşüncelerdir. Kimse canı istemezse kimsenin duygusuna bürünmez.

“devamli duygu degisimi içinde yıpranan”
Bu sözleriniz “teşhis” (kanı/yardı) içerdiği için gerçekliği çoktan en olumsuz hali ile çöktürdüğünüz anlamına gelmektir.

“yaptigi majilerin niteligi de bundan etkilenen”
Yaprığınız şeyin adı maji değil, milyarlarca insanın nano saniyede yaptığı eylemdir, yani gerçekliğin inanç yönünde çöktürülmesidir.

Majinin geri yansıma nedeni empati değil, yolladığınız EM dalgaların karşınızdaki alandaki eksitasyonunun geri yansımasıdır. Maji yaptığınız kişi ile alanlarınız senkronizasyona girse bile bu gündelik bir durumdur ve majikal çalışmlarla ilgisi yoktur. Yani çalışma sırasında EM radyasyon olarak ne yollarsanız, sadece o geri gelir.

Ancak bu “geri geliş” bir topun duvardan sekmesi gibi net ve kesin değil, daha çok bir enerjilerin birbirine “smearing” tarzı bulaşmasına benzer. Kuantum uzayında sürekli olmaktadır ve gizemli bir yanı yoktur. Bu yüzden “iyilik çalışması yaparsam ne de olsa iyilik gelecek” benzeri ile iyilik beklemek düş kırıklığı ile sonuçlanabilir.

Söz konusu net geri yansımalar lanetleme çalışmalarında görülür. Anılan kesinliği yaratan ise yollanan EM radyasyon (çalışmanın teknik yapısı, örneğin tanrı adları vb.) DEĞİL, çalışma sırasındaki hırstır; çünkü lanetleme, büyük hırslar sonrası yapılır. Hırs da bir EM alandır; madem ki -kabaca- hırs da bir nöron elektriğidir, o zaman bu da EM alan yaratacaktır. Kesin geri dönüşler, kullanılan tanrı ya da esma yüzünden değil, daha çok majisyenin öfkesinden kaynaklanır.

Öfkenin gerisinde ise korku vardır. Korku hissedildiği anda kişi obsetörüne davet yollar ve obsesyona girer. Yani aslında belayı yaratan EM alan bile değil, o EM ALANIN DAVET ETTİĞİ ENERJİDİR. Bu enerjiyi davet için majiden başka, beddua, hatta hırs içinde küfür etmek bile yeterlidir.

“Duygularını kontrol edememek” şeklindeki sözleriniz yanıtımın en başında söz ettiğim gibi yaygın inanca göre “psikolojik bir sorun”dur. Oysa bizlere göre psikolojik sorun diye bir şey yoktur, çöktürülen gerçeklik vardır. Yaygın kültür tarafından bu denli bir tarafa (psikoloji modasına) yönlendirilen kişiler gerçekliği hep bu yönde çöktürdükleri için “psikolojik sorunlar” giderek artmaktadır. Psikoloji ortaya çıktığından beri artan “hasta” sayısı ve hastalık çeşidine karşın, öncelerin insanların “içim sıkılıyor/çık bi dolaş geçer”den öte dertlerinin olmaması, düşüncelerimize önemli bir kanıt sayılabilir. Söz konusu “hasta” artış miktarını çağdaş yaşamın çarpık yapısı ile açıklamak bizce biraz sığ bir yaklaşımdır.

“Duygularını kontrol edemeyenler”in yapmaları gerekli yegane şey “kontrol edeceğim” demek, bu konuda kararlı/istekli/çabalı olmaktan başka şey değildir. İnanç varsa gerçek an bazında inanç yönünde yaratılır. Bu kadar basittir iyi yaşamak. Beyninize “bilgidir” diye aktardıklarınıza değil, içinizdeki enerji ve yaşama isteğine inanın. Beyninizi değil, onu geliştirin. Fazla kitap, dergi okyacağınıza, bir doğa parçası bulup bir şişe bira için. Doğal mekanına gelen beyin elektriğiniz daha kolay kendini toparlayacaktır.;-)

[Psikoloji bilimine eleştirel bakışımınız, psikologlara eleştirel bakışımız olduğunu asla düşündürmemelidir. Şahsen tanıdığımız tüm psikologlar aydın, birikimli ve iyiniyetli kişilerdir. Zaten çoğunun yaklaşımı bizim görüşlerimize yakındır; ancak kendi kendilerine teşhis koyarak “hasta” kimliğinde karşılarına gelenlere “kafaya fazla her şeyi takmaktan başka bir şeyin yok” dediklerinde aldıkları ürkütücü tepki yüzünden gerçek düşüncelerini belli edememektedirler. (Tabii ki son cümlemi espri amacı ile yazdım, ancak görüşlerim de tam da bu doğrultuda.)]


ANA SAYFA    |    Sorular    |    Astroloji    |    Kuantum    |    Makaleler    |    Filmlerimiz    |    İletişim

Dizayn: JANUS722.com    |    © 2015 -