722 Sistemi Majikal Eğitim
Pozitif Enerji Eğitimi
Astroloji Eğitimi
DANIŞMANLIK
SİTEYE ÜYE OLUN
Güncellemeleri hemen haber alın,
üyelere özel sayfalara girin.
ÜYE GİRİŞİ

BU SAYFAYI PAYLAŞIN! >>

Majikal Eğitim Alın | Eğitimin Programını İnceleyin

JANUS'A SORUNUZU İLETİN!

EZOTERİZM

SORULAR ANA SAYFA | Maji | Astroloji | Fal / Tarot | Kuantum | Ezoterizm | Müslümanlık | Pozitif/Negatif Enerji | Reenkarnasyon/Ölüm Ötesi
İlişkiler | Özel İlişkiler | İş Hayatı | Janus

TÜM EZOTERİZM SORULARI
24 Mayıs 2019
İnancınızdaki Seçilmiş Kişiler Ve Ego

Merhabalar Janus, bilmeni isterim ki sayfan sayesinde öyle mutlu oluyor ve öyle çözümlemelere ulasiyorum ki her gece duamdasiniz, her isiniz rast gitsin... sorum ego ile ilgili Janus, ego nedir sana göre ve onu öldürmemiz mi yoksa ondan faydalanmamiz mi gerekmektedir? 2. sorum ise yine ego ile baglantili; Eckhart Tholle'un simdinin gucü adli muhtesem eserini okudunuzsa eger ego denilen kavramla ilgili kullandigi bir cümle çok etkileyicidir. "dikkat edin de aydinlanma arayisiniz egonuzun kilik degistirmis hali olmasin!" der eckhart... sen ise en son yayinladigin cevabinda bazi ruhlarin seçilmis ve tanrinin oglu ya da kizi olan pek çok ruh oldugundan bahsetmistin ve ben de buna yürekten inaniyorum. ancak bu deyisimizle onlara bir üst kimlik adletmis olmuyor muyuz? yani onlari herkesten üstün insanlar olarak etiketlemiyor muyuz? ve bir kisi kendisinin seçilmis bir ruh oldugu ile ilgili isaretlere kendisini kaptirirsa kibre saplanmis olmaz mi? sorum çok karisik oldu ve senli benli konustum özür diliyorum..sizi çok samimi gordügumdendir bu:) iyi günler, kolay gelsin, kucak dolusu sevgiler.

YANIT

“her gece duamdasiniz”
Bu gerçekten çok değerli bir söz; çünkü dua, majinin ilk basamağıdır.

[Peki, dua ile dalga fonksiyonu çöker mi? (Yani kader değiştirilebilir mi? Bu kadar kolay mıdır kaderi değiştirmek?) Bence çökmez, ya da çok zor çöker. Bu yüzden bizler “Adept düzeyinde en iyi olasılıkla majikal başarı oranı %70-80dir” demekteyiz.

Ancak dua ederken -beyninizdeki dua ettiğiniz kişiye yönelik şükran duygusu nedeni ile- PE celp edersiniz; çünkü şükran duyabilmek, beyin EM alanının (altyapının) pozitif olduğunun göstergesidir ve bu alan şükran ile tetiklendiğinde daha fazla pozitivite celp eder. E, bu güzel kombo sırasında beni düşünüyorsanız, ben de ucundan-kıyısından nasiplenirim. Özetle; büyük olasılıkla eyleminizin gücü (duanız ile sistemi çöktürme gücünüz) düşük olsa da, sizi o eyleme soyunduran itilim (pozitif yapınız ile uyandırdığınız PE), bana ulaşacaktır.]

Ego, gerisinde bütünü ile ataerkil olan bir bilim adamının ortaya attığı bir şeydir ve bir kalıptır; tüm kalıplar gibi insana zarar vericidir. Kuantum mekaniğinin ortaya çıkarttığı şekli ile evrende “kalıp” şeklinde algılanacak kesinlikler yoktur. Bu yüzden “teşhis koymak, kesin kılmaktır”. Bir soruna bir hastalık adı atadığınız anda, artık geçici bir sorunu, hastalık adlı kalıcı bir kalıba çevirmiş, o adı bir kişiye atadığınızda adamı hasta etmiş olursunuz. Hemen düzelteyim: Adamın hasta olma olasılığı kendine atanan hastalığın varlığına inanması ile paralel güçtedir. Bu nedenle ego diye bir şeyden haberdar olmayan, -aydınlarca “cahil” olarak adlandırılan- bir kimsenin ego sahibi olma olasılığı, bu konularda ciltler devirmiş bir aydının ego sahibi olması olasılığından daha düşüktür.

Diğer yandan daha iyi yaşamak adına ego öldürmek, ego diriltmek, ego bayıltmak, ego üzerine havale getirtmek... Öf ben sıkıldım... Doğru dürüst bir insan olmak bu kadar adam daraltıcı birşey değil. Şaşıyorum, insanlara eza çektirmeyi seven ne kadar çok akıllı ekabir var. : ) Canı sıkılan ve iyi bir insan olmak adına sıkıntısını atmak isteyen kafasına göre ya bir müzik açar biraz dans eder, ya kendini sahile atar balık tutar, ya alışverişe fırlar biraz para harcar, ya iki arkadaşına takılır, ya iki tek atar, ya bir lokantaya kapağı atar bir güzel yemek yer... Bilgelik, ego ile uğraşmak DEĞİL, SIKINTI adlı NEnin varlığını sezince beyin elektriğini farklılaştıracak bir ortama ATLAMA gücüdür. PAralel evrene ATLAMAK başka hiç, ama hiç bir şey değildir.

Söz ettiğiniz zat kimdir bilmiyorum ama "dikkat edin de aydinlanma arayisiniz egonuzun kilik degistirmis hali olmasin!" sözleri ile önemli bir noktaya dikkat çekmiş olabilir. Eğer ego sizin tarafınızdan olumsuz bir nitelik olarak yorumlanıyorsa (ki, muhakkak ki böyle düşünmektesiniz) kişiliğiniz (ya da başkalarının kişilikleri) üzerinde bu konuda kuşku ve kaygı yüklü gözlemler yapmaktaysanız, kuşku ve kaygı NE celp edeceği için (negatif elektrik olumsuz duygular yaratacak NT salgılatacağı, bu NTler NE celp edeceği için) kaderinizde ego konulu olumsuzluklar var olacaktır. Sözü edilen duruma düşmemek için uygulanacak formül ise kalıpları ciddiye almamak, kuşku ve giderek kaygı yüklü düşünce prosesleri geliştirmemektir.

Evet, inancımızda “Tanrıçanın ve Baba Tanrının kızı/oğlu” inancı vardır. Ancak biz “tanrılık”tan evren yaratıcısını değil, onun -orijinal evrenini yeniden var edecek- aracı güçlerini anlamaktayız. (Dinsel inancı olmayan kişiler söz konusu enerjileri, alanları, parçacıkları vb. bir bilincin aracısı olmayan tarafsız fizik kuvvetler/yapılar olarak algılayabilirler.) "Seçilmiş Oğul/Kız" tamlaması ile ise beyin EM alanında söz konusu unsurlarla kontağa girecek ve böylece bazı sonuçları var edecek yapısı olan kişilerden söz ediyoruz.

“ancak bu deyisimizle onlara bir üst kimlik adletmis olmuyor muyuz?”
Eğer SİZ böyle düşünüyorsanız beyninizdeki tanrı kavramı ataerkil demektir; çünkü tanrı (evrenin yaratıcısı) üstlerde değil, kalplerdedir, yani beyin EM alanı ile senkronizedir (veya değildir). Yaratıcı, ataerkide lanse edildiği gibi “üst”te olan, anlayışsız, despot, Yahveh benzeri doğadışı kurallar koyan bir lider değil; çocuklarını bölünmüş evrenden kurtarmak için çabalayan, bazen ulaşamayan bir Baba (Müslümanlıkta baba’dır, çünkü Kuran’da yaratıcı eril sözcükle anılır), ya da ana ve babadır (paganizmde yaratıcı dişi ve erkek olarak tektir).

Kız ya da oğul olacak yapıdaki kimseler zaten yukardan bir melek inip onlara peygamberlik verse bile gurura veya kibre kapılacak kişiler değillerdir. Eğer bu paye verildiğinde gurura kapılıyorlarsa beyinlerindeki yapı, bu konuma uygun olmadığı için söz konusu payeye sahip olamazlar, meleği celp edemezler. Söz ettiğim melekten haber almış kişiler ise bu müjdeyi duyduklarında çok-çok mutlu olurlar… ancak -işin asıl önemli kısmı burasıdır- bunun üzerinde fazlaca DURMAZLAR, yaşamlarına bildik şekilde devam ederler. Onların meselesi "seçilmekle" değil, "yaşamak"la ilgilidir.

İyilik, asla üstünlük duygusu vermez; bilakis, iyi olan kişi, herkes ile aynı düzeyde olduğunu bilen kişidir. O, her bir insanın kendine özgü bir üstünlük ile doğduğu bilgisine (kontak kurduğu alanın yönlendirmesi ile) sahiptir. Bu bilgiye sahip olmayanlar, yönlendirici pozitif kontaktan uzak oldukları İÇİN bu bilgiye sahip değillerdir.

“ve bir kisi kendisinin seçilmis bir ruh oldugu ile ilgili isaretlere kendisini kaptirirsa kibre saplanmis olmaz mi?”
Yine aynı yanıtı vereyim: Eğer böyle bir hataya düşecek beyin yapısındaysa zaten böyle bir konumu yok demektir.

[Pozitif enerjiye, çeşitli inançlarda farklı adlar alan yaratıcıya, illaki din adamları, düşünürler, sanatçılar, politikacılar, yazarlar, edebiyatçılar, ya da bir takım halktan ÜSTÜN ZAT aracılığı ile ulaşılacağı düşünülmemelidir. Korku yenildiği anda (ki, korkunun ne olduğunu sadece kişi tarafından bulunabilir) -kişi ister ise eçhel-i cühela olsun, ister mikrobiyolog, ya da teorik fizikçi- ona cennetin ve onu yaratan (hatta kendi olan) tanrının gerçek yapısı bilgisi ulaşacaktır. Bu bilgi, sorunları halletme yönünde en doğru kararı alma bilgisini de içerdiği için bazı eğitimsiz kişilere danışmak, kaygı içindeki bir entelektüel ile konuşmaktan çok daha kurtarıcı olabilir.

Evrendeki -dinsel ortamda yaratıcı adını alan- “çözümleyici/kurtarıcı” pozitif yapıyı inançsız kişiler “bilinçsiz ve fizik gerçeklerle örülü temel (pozitif/yardımcı/destekleyici) bir yapı” olarak görebilirler. Böylelikle -bilinçli ve iyi yaratıcıya inanç olmasa bile- PE kontağı oluşmuştur. Unutulmamalıdır ki evrenin derinlerinde, kuantum seviyesinden ötede, farklı, estetik değerlerle çevrili bir alan olduğunu delillerle ortaya koymakta olan kişilerin (bazıları Nobel ödüllü bir çok fizik dehasının) neredeyse hepsi dinsizdirler.

Ancak “dinli” olan (yani bilinçli ve iyi bir yaratıcı düşüncesine inanan) “imanlı” kişilerin imansızlardan daha mutlu oldukları -yine bilim adamları tarafından- ortaya çıkartılmıştır.

Konu ile ilgili bilgi edinmek için SEROTONİN, İNANÇ ve MUTLULUK adlı yazıyı okuyabilirsiniz. Sözün özü, mutluluk arayanın, imanlı olmaya daha bir yakın olması kendi çıkarınadır. ;-) ]

Kucak dolusu sevginizi (ve sıcaklığınızı) aldım, ben de size kucak dolusu sevgiler yolluyor ve hanımsanız kucaklıyorum. "Hanımsanız" dedim, "Adam bir kadını kucaklama fırsatı buldu, kaçırmadı" demeyin. Biz erkekler birbirimizi kucaklamayı hiç sevmez, ama belli etmesek de kadınları dostça kucaklamaya bayılırız. Her erkek sempati duyduğu kadına bir ölçüde babalık etme arzusu ile doludur. Bu duygu erkeklere sempati duyulunca gelişmez... çünkü her erkek temelde, çok derinlerde, kadınlara karşı sevgili değil, babadır. O yüzden detay verdim. :)

Hey, bunları kimseye yaymayın lütfen, bunlar anaerkil gizli bilgiler.


ANA SAYFA    |    Sorular    |    Astroloji    |    Kuantum    |    Ezoterizm    |    Filmlerimiz    |    İletişim

Dizayn: JANUS722.com    |    © 2015 -