722 Sistemi Majikal Eğitim
Pozitif Enerji Eğitimi
Astroloji Eğitimi
DANIŞMANLIK
SİTEYE ÜYE OLUN
Güncellemeleri hemen haber alın,
üyelere özel sayfalara girin.
ÜYE GİRİŞİ

BU SAYFAYI PAYLAŞIN! >>

Pozitif Enerji Eğitimi Alın | Eğitimin Programını İnceleyin

JANUS'A SORUNUZU İLETİN!

POZİTİF ve NEGATİF ENERJİ

SORULAR ANA SAYFA | Maji | Astroloji | Fal / Tarot | Kuantum | Ezoterizm | Müslümanlık | Pozitif/Negatif Enerji | Reenkarnasyon/Ölüm Ötesi
İlişkiler | Özel İlişkiler | İş Hayatı | Janus

TÜM POZİTİF ve NEGATİF ENERJİ SORULARI
24 Ocak 2018
Çok tembelim ve harekete geçemiyorum

içimden hiçbir sey yapmak gelmiyor. Bir anlam bulamiyorum. Sürekli bos bos oturuyorum ve bir erteleme hastaligi basladi. Sürekli her seyi erteliyorum (bazen uyanmayi ve yemek yemeyi bile). Bu sene yeni mezun oldum ama hiçbir sey yapasim gelmiyorum sürekli evde oturuyorum, yeni is imkani zaten çok fazla yok. Yüksek lisans için sinava çalismam gerek ama onu da çogunlukla yapamiyorum. Bir tek sadece iyi beslenip spor yapma aliskanligi edinebildim baska da bir düzenim/disiplinim yok. Tamamen uyusmus durumdayim ve bundan kurtulmak istiyorum. Terapiye gitmeyi düsünüyorum. Bir öneriniz olabilir mi bununla ilgili? Tesekkürler

YANIT
Mesajınızdaki çelişki gözden kaçacak gibi değil; çünkü genelde “canım hiç bir şey yapmak istemiyor” diyen kişiler gerçekten hiçbir şey (hele ki spor) yapmazlar :) Kendilerine çoktan latince ve kulağa garip gelen adı olan bir illet yakıştırmış bu kişilerin bize yazma nedenleri bir yandan bu “teşhislerinin” doğru olmadığı adına bir ümit aramak, diğer yandan da teşhislerinin doğruluğunu doğrulatmaktır!

Beyin bio-kimyasındaki her bir olumsuzluğa (yani bizlere kendimizi “tatsız, keyifsiz, isteksiz” hissettirecek farklı nörotransmiter [NT] kokteyllerine) dileyen bir ad takar ve bunların gerçekliğine inandığı için hepsini de başarı ile birer illete çevirir. (Ondan sonra da “majikal gücüm yok” diye bize yakınır. Oysa gün boyu, ayak üstü, kendi aleyhine maji yapıp durmaktadır). Yabancı dilde isimler (örneğin depresyon) takılarak hastalık statüsüne yükseltilen sıradan ve yaygın NT bombardmanı ise genelde sadece "İnsanın canının istediği şeylerin olmaması" anlamına gelmektedir. Özetle insanın canı, sadece canının istedikleri olmayınca sıkılır! Beyin yarattığı can sıkıntısı, isteksizlik, sizin deyiminizle "tembellik" ile size “bu hayat tarzı sana uygun değil, tatmin olamıyorsun, başka ihtiyaçların var” mesajını yollamaya çalışmaktadır. Yani hatalı (gerçek kimliğe, bu yüzden de beklenti ve ihtiyaçlara uygun olmayan) yaşamı sürmek/sürdürmek istememekte, yapması beklenen şeyleri yapmamaktadır.

Bu mesajı almayarak, ataerkil sistemin kültürel aracılarla beyinlere yerleştirdiği inançlar doğrultusunda "teşhis koyanın" ise işi zordur; çünkü karşısında dağ gibi, yenilmez... (bir hastalık vardır diyeceğimi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz) “inancı” vardır!

Olağan hastalığı atlatmak kolaydır; çünkü bu kez insanın yanında “doğa” adlı yardımcı destek vardır. Atlatılamayacak, ya da aşılamayacak şey ise kişilerin fark etmeden kendilerine koydukları teşhislerdir; çünkü o teşhisler -daha semptomlar görülmeden- kişi tarafından varlıklarına inanılarak zamanı gelince “konulmak üzere” yedeğe (inanç skalasında uygun bir yere) alınmışlardır.

Sözün özü insanlar en çok hasta oldukları değil, “hasta olduklarına” ya da "olacaklarına" inandıkları için hasta olmaktadırlar; çünkü kuantum mekaniğine (yani bilime) göre “Teşhis koymak, kesin kılmaktır”. Teşhis ise ilk başta kişi tarafından “hastayım” dediği anda konulmuş olur. Hatta “Acaba hasta mıyım?” ya da “acaba depresyonda mıyım?” diye KUŞKU duyulduğu anda BİLE teşhis konmuştur; çünkü “kuşku” sanılan aslında “kanı”nın ta kendisidir. Kuşku, ya korku tarafından, ya da inanç yüzünden (lafı edenin yanılmazlığına inanmak yüzünden) çoktan kanıya çevrilmiştir. Bu yüzden korku olduğu, yani kaygı içinde “acaba hasta mıyım?” dendiği anda -"mutlak yanılmazlığı olan kişiler" statüsünde görülenlerin sözüne inanıldığı için- hastalık var edilmiş olur.

Bizlere göre şifa dağıtan tüm bilimciler (örneğin doktorlar ve psikologlar), sorunu olduğuna inanan kişiler tarafından devreye fazla acele ile sokulmaktadır. “Onlara gerek yok” benzeri bir düşünceye sahip olmasak da, gerçek beklentimiz -insanları 10.000 yıldır ilaçsız doktorsuz hayatta tutan- doğadaki iyileştirme gücüne biraz daha fazla şans tanınmasıdır. Doğanın iyileştirici mekanizması günümüz aşırı hızlandırılmış yaşam ritmine göre biraz ağır işlemekte olabilir. Oysa gerçek (sağlıklı) hız, yani uyulması gerekli ivme -dünyayı hala doğa yönettiğine göre- onunkidir.

Bu nedenle siz açıkça sormadan biz söyleyelim: Depresyonda değilsiniz, sadece canınızın istediği hayatı süremiyorsunuz; beyniniz, beklentilerinize ulaştıracak kapının kapalı olduğunu seziyor, size S.O.S sinyali yolluyor. İnanılması güç olsa da hareketsizliğin (isteksizliğin) nedeni, ENERJİ denizinde ("birikmiş enerji denizinde") boğulmak!

Önerimiz tabii ki şu: Spora devam... Çünkü antidepresan olarak yutulan kimyasalların beyin tarafından üretilme sürecidir spor. Yani ilaç fabrikası aslına kişinin beynindedir. Para verip dışardan yapay ürünler alınacağına biraz geyretle kendi fabrikasını çalıştırıp doğalını üretmesi hem daha yararlı, hem de bu yüzden daha rantabldır.


ANA SAYFA    |    Sorular    |    Astroloji    |    Kuantum    |    Makaleler    |    Filmlerimiz    |    İletişim

Dizayn: JANUS722.com    |    © 2015 -